Ben de soytarı olayım bari;
Kırışıklar gelecekse, keyifle, kahkahayla gelsin;
Ölümcül iniltilerle yüreğim soğuyacağına,
Ciğerim şarapla ısınsın.
İçinde kanı sıcak akıyorsa insan
Dedesinin mermer heykeli gibi
Niye çakılıp kalsın hep yerinde?
Uyanıkken niye uyur olsun,
Niye mızmızlık edip sarılığa yakalansın
Bak Antonio, iyi dinle,
Seni severim ve şimdi sevgim konuşuyor:
Bazı insanlar vardır, suratlarına,
Durgun suların yüzünde olduğu gibi,
Bir tür örtü takınırlar;
İnatçı bir suskunluk örtüsü.
Akıllı, ciddi, keskin zekâlı görünecekler.
Sanki, "Ben bilgiçler bilgiciyim;
Böyle yapmakla sanırlar ki, başkalarına,
Ağzımı açtığımda, hiçbir köpek havlamasın," der gibidirler.
Oo, Antonio, ben öylelerini bilirim ki,
Sırf konuşmadıkları için bilge tanınırlar.
Ki, hiç kuşkum yok, ağızlarını açsalar,
Onları dinleyip de "budala" demekten
Ve lanetlenmekten kimse kurtulamazdı.
Neyse, gerisini başka zaman anlatırım.