Ellerimi zincirlerle, ayaklarımı prangalarla bağlayabilir, beni karanlık zindanlara atabilirsin ama düşüncelerimi esir edemezsin çünkü düşünce uçsuz bucaksız gökyüzündeki bir yel kadar özgürdür.
Tanrı ruhu kendinden alıp güzelliğe verdi. Onu tepeden tırnağa zerafet ve iyilikle kutsadı. Mutluluk kupasını verip, "Geçmişini ve geleceğini unutmadıkça bu kupadan sakın içme, çünkü mutluluk anlıktır." dedi.
Tanrı öfke fırınından yakıcı ateşi, cehalet çölünden dağlayan rüzgârı, bencillik sahillerinden kurşun gibi delip geçen kumları ve çağların ayaklarının dibinden kaba toprağı alıp yoğurarak insanı yarattı. Onu ölümün hayaleti olan hayata yerleştirmeden önce ancak arzularını tatmin ettiğinde sönen delirtici bir güç verdi. Bu kör öfkeydi.
Tembellik herkesin karşısına her zaman aynı kılıkta çıkmaz. O mesleksiz aktör gibi daima rol değiştirir. Bazen samimi ve iyiliği sever bir dost tavrı alır. Bazen en meşru bir mazeret kılığına girer; hasta olur, yorgun düşer ve herkesi hâline acındırır. Bazen iş yapar görünür; hakikatte hiçbir şey yapmaz. Bazen tatlı bir dille konuşur ve gönül çeler. Onun kandırıcı bir felsefesi ve safsata ilmeklerinden örülmüş bir edebiyatı vardır.