Davamızın, hakkımızın kuvvetini hissettikçe bunu herkes anladı gibi hissediyorduk. Belki bu içten çocuk propagandasının en güzel yeri burasıdır. Çünkü İstiklal Harbi'nde çektiklerimizi çekmek, gönüllü bir şehitliğe atılmak için en önce kendimiz kendimize inanmaya muhtaçtık.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
"Eşkıyanın eskisi yenisi olmaz" diyerek itiraz ettim, "İkisinin de yaptığı zorbalık değil mi? Artık bırakalım bu edebiyatı. Yumrukla, tabancayla, bıçakla sağlanan üstünlüğün saygı duyulacak nesi var? Güce değil, adalete itibar etmek lazım."