irem yılmaz

Aşk ve Öbür Cinler
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Ortaçağa ait skolastik düşünce yapısını buram buram içinize çektiğiniz, bağnazlığın dibini gördüğünüz, insanların kötülüğünün yanında cinlere gerek olmadığını gösteren, eski bir efsaneye dayanan harika bir Marquez kurgusu… İnanç ve inançsızlığın ortasında bir baba, düzmece bir evlilik, çocuğunu dışlayan bir anne, afrikalı kölelerin yanında büyüyen sevgisiz bir çocuk.. Tüm bu sıradanlık bir gün Sierva Maria’yı kuduz bir köpeğin ısırmasıyla bozuluyor. Babasının ilgisi ilk aşamada kızı hayata yaklaştırıp, gerçek dünyayı görmesini sağlasa da,ki bu kızı gösterdikleri doktorun da bir numaralı tavsiyesi, ne yapacağını bilemediği ve kızının kudurup ölmesini de hiç istemediği için maalesef geri dönülemez yollara giriyor ve piskoposun da isteği ile kızını manastıra gönderiyor. Çünkü onlara göre, o dönemde tedavisi bulunmayan kuduz, cinlerin işi ve kızın içine giren cinlerin çıkarılması gerekiyor. Kitabın ikinci yarısında kızın manastırdaki hayatını, ondan sorumlu olan kilise yetkilisini ve aralarında yaşanan imkansız aşkı okuyoruz. İçerisinde bir çok farklı hikaye barındıran bu kitap, aslında hem çaresizliğin ve sevgisizliğin insanlara neler yaptırabileceğini, hem de aşkın yine aynı insanlar üzerindeki etkisini işliyor. Sıkılmadan tek solukta okuyabileceğiniz, acıklı ve yer yer karakterlere de sinirlenebileceğiniz akıcı bir hikaye.. Aşk ve Öbür Cinler Gabriel Garcia Marquez irem yılmaz
Gabriel Garcia Marquez
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Derin Bir Mahcubiyet...
Puan vermedi·108 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2022 12:02
Elias Rukla... Modern toplumun içinde kendisini yalnız ve tarihi geçmiş olarak gören bir lise öğretmeni. Toplumdan dışlanmış hissetmenin ağırlığıyla yaşamak zor geliyor ve kendisi ile bir hesaplaşma sürecine giriyor. Norveç Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak derste Ibsen’in yaban ördeğini anlattığı bir gün (ki 25 yıldır yaptığı gibi) eseri yeni keşfetmiş gibi, yan karakterin bilinmeyen bir gücünü ortaya çıkarmanın hazzını yaşarken, bunu öğrencileri ile ve hatta başka hiç kimse ile paylaşamamanın derin bir üzüntüsünü yaşıyor. Aslında hiç kimse ile derin bir konuda konuşamıyor ve bu onun için sarsıcı bir durum. Bu yüzden geçmiş güzel günlere inanılmaz bir özlem yaşıyor. Yaşadığı bu üzüntü ufak bir krizi de peşinden getiriyor. Eski dostu, karısı, hayatı.. Her şeyi tekrar kahramanımız ile beraber baştan yaşıyoruz ve derin bir hesaplaşmaya şahit oluyor. 100 sayfa olmasına rağmen okuması zor ve ağır bir kitap. Ama buna kesinlikle değiyor.
Edebiyat
Mahcubiyet ve HaysiyetDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 20253,474 okunma
7/10
·160 syf.··
2022 8. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2022 16:34
Aslında herkesin yaptığı ama kibar olarak "ilham aldım"ı söylemeyi tercih ettiği, aslında gerçek adının araklamak olduğu ve araklamanın aslında kötü olmadığını söyleyen kitap. Tabii ki herkes birinden, birilerinden, bir yerlerden görüp bilinçaltına atıyor her şeyi. Bir şeyleri sıfırdan üretmek çok zor artık, yapılabilecek çoğu şey yapıldı, yapılan şeylerin yeni ve farklı versiyonları türetiliyor sadece.. Yazar çoğu şeyi yeni söylemiyor aslında, söylenen çoğu şeyi araklayıp kendi söylemlerine çevirmiş. Bunu farklı ve sıradışı yoldan yaptığı için de ortaya ilgi çekici bir kitap çıkmış. Bildiklerinizi hatırlatıyor, motive ediyor, harekete geçiriyor. Sadece sanatçılar için de değil üstelik. Yaratmak isteyen, yaratmayı seven herkes için. İlham gelmediğinde, bi çevirin sayfaları, kendinizi motive olmuş hissedeceksiniz. Hem de bu sanki bir arkadaşınızla konuşuyormuş havasında olacak. :)
Edebiyat
Bir Sanatçı Gibi AraklayınAustin Kleon · Butik Yayıncılık · 2012606 okunma
Puslu Kıtalar Atlası
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2022 14:39
İhsan Oktay Anar'ın okuduğum ilk kitabı. En iyi postmodern örneklerinden biri. Tarihi roman olarak algılansa da felsefik ögeler de oldukça çok. Hatta eserin Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım” felsefesi üzerine kurgulandığı da söylenmekte. Tabii ki bunda yazarın eğitiminin felsefe üzerine olması da etkili. Kurgusu, olayların akışı, yazarın anlatım dili çok farklı ve fakat harika. Hoşlanmayanı da çok olacaktır, çünkü karakterlerin çokluğu, olayların karmaşık akışı, öykü için de öykü diyebileceğimiz çoklu anlatım biraz zihin bulandırabilir. Gizem ve parçaları birleştirme seviyorsanız şayet, işte o zaman tam sizlik! İçerisindeki şifreleri, metaforları anlamanız için biraz tarih, biraz felsefe bilgisi gerekiyor, yoksa benim gibi bazı detayları gözünüzden kaçırıp, ardından öğrendiğiniz de şaşırabilirsiniz. Kitabı spoiler vermeden anlatmak çok zor, varoluş sürecini anlamlandırma diyebilir miyiz? Belki de… Şöyle de özetleyebliriz; 17. yy Osmanlısında İstanbul’da geçen, içerisinde tarih, felsefe ve fantastik ögeler de barındıran bir eser. Kitap bittikten sonra, başa dönüp tekrar detaylara takılıp okumak istiyorsunuz ki zaten bir süre sonra oturup tekrar okuduğunuzda çok daha etkilenecek ve detayları çok daha net göreceksiniz. Diliyle, kurgusuyla, masalsı atmosferi ile, çok etkilendiğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitabı okuduktan sonra kitap hakkında analizleri okumak, dinlemek de bir o kadar keyifli. Beni en çok etkileyen 2 alıntı; “ Bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim.” “Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.”
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma