"Böylece Martin, kendi gelişimi içinde kendini ekonomik ahlakla, daha doğrusu sınıf ahlakı ile karşı karşıya buldu; kısa sürede onun en korkunç canavarı olacaktı bu. Kendisi düşünsel anlamda ahlakçıydı ve etrafındakilerin tuhaf bir ekonomik, metafizik, duygusal ve taklitçi karışımdan oluşan döküntü ahlaki yaklaşımları, basmakalıp laflardan ibaret kendini beğenmişliklerinden çok daha sıkıntı veriyordu ona." - Martin Eden sy. 299
⚠️Spoiler
Bir sosyalist olan Jack London, sosyalizme karşı olduğunu açıkça dile getiren bir karakter yaratmış, son derece canlı bir şekilde yarattığı Martin Eden, onun en sevilen karakteri olmuştur. Bu durum çok kafa karıştırır. Nitekim London bu konuda bir açıklama yapmak zorunda hisseder ve aslında bu romanı bireyciliğe ve nietzsche'nin üstinsan fikrine cepheden bir saldırı olarak yazdığını söyleyerek, "Becerememiş olmalıyım ki hiçbir eleştirmen bunu keşfedememiş," der. Londan'a göre sadece kendi kurtuluşu için çabalayan Martin Eden'ın, sonunda gözleri açılır, içine dahil olmak istediği burjuva toplumunun iç yüzünü anlar yaşamak için nedeni kalmaz. İntiharı, bireyciliğin yenilgisidir.
(Levent Cinemre, çeviri notları)
"Ben iyi niyetle söylüyordum," diye itiraz etti Ruth. "Biliyorsun ki seni sevmeseydim niyetim de iyi olmazdı."
"Doğru ama o iyi niyetinle mahvedebilirdin beni."
Kimse beni istemezken hangi kıymete sahipsem şimdi de öyleyim. Şu anda kafamı en çok kurcalayan şey, beni neden istedikleri. Beni kendim olduğum için istiyor olamazlar çünkü hala eskiden istemedikleri kişiyim. Demek ki beni başka bir şey için, benim dışımda bir şey için, ben olmayan bir şey için istiyorlar! Sana bu şeyin ne olduğunu söyleyeyim mi? Gördüğüm kabuldür bu. Halbuki o kabul ben değilim. İnsanların kafalarındaki bir şey o. Bir de kazandığım ve kazanacağın paralar için istiyorlar. Halbuki o para da ben değilim. Para bankada duran, herkesin cebinde olan bir şey. Sen de mi bunun için, kabul ve para için mi istiyorsun beni?