Ebû Hüreyre’den (radıyallahu anh) Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
Biriniz cennetin en düşük derecesinde bile olsa kendisine “Dile dilediğini!” denilir. O da gönlünden dileklerde bulunur. Tamam mı, diye sorulur. Evet, deyince ona: “Neler dilediysen sana iki katı verilecek.” denir.
Enes’in (radıyallahu anh) işittiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Allah Teâlâ buyurur ki: “Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden ümitvar olduğun müddetçe, günahlarının ne kadar olduğuna bakmaksızın seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu, günahların gökyüzünü kuşatacak dereceyi bulsa da benden mağfiret dilesen, buna aldırmaksızın seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu, yeryüzü dolusu günahlarla gelsen dahi, bana hiçbir ortak koşmayarak huzuruma çıkarsan, seni bütün yer dolusu mağfiretle karşılarım.”
Abdullah b. Abbâs’tan (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
İstiğfar (bağışlanma) dilemeye devam edene Allah, her sıkıntısı için bir çıkış yolu gösterir, her kederi için bir ferahlık sağlar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.
İbn Ömer (rafı anh) anlatıyor:
Biz Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) oturduğu bir mecliste tam yüz defa şöyle dediğini sayardık:
“Rabbiğfirlî ve tüb aleyye inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm.
(Yâ Rab, beni bağışla, tövbemi kabul et; çünkü sen tövbeleri çokça kabul edensin, çok merhamet edensin.)”