“Küdus, söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir (aynı durum, Filistin’in tamamı için de geçerli.) Çok meşhur ve yaygın birkaç anekdotlar dışında, Kudüs’le ilgili malumatımızın tamamen ezbere dayalı olduğu söylenebilir. Bunun üzerine bir de, herkes sözünü ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çok gündeme taşındığı için meselenin “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatlerimizin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmi ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız görülüyor.
Kudüs Yazıları, meseleye gerçekler ışığında ve ilmi hassasiyetle yaklaşmayı öneren, bunu yaparken de sahadaki sıcak gelişmelerden kopmamaya gayret gösteren bir bakış açısıyla hazırlandı. Kitap, boyutu ve içeriği itibarıyla elbette “söylenmesi gereken her şeyi söylediği” iddiasını taşımıyor. Ancak ilgili ve meraklı okurlara, konunun en doğru biçimde anlaşılabilmesi için ayrıntılı bir çerçeve sunuyor ve fikri seyahatlerinde rehber olabilecek bir yol haritası vadediyor.”
"Topraksız bir halk için, halksız bir toprak"
Hedefiyle yılmadan, usanmadan Siyonistlerin uğraşlarını ve adım adım Filistin'i parçalamaya çalıştıklarını anlatan bu kitapta geçmişten günümüze Kudüs'ün ahvalini ve yalnızlığa bırakılışını gözler önüne seriyor. Objektif ve ilmin ışığında kitabı çok beğenerek ve hüzünlenerek okuduğumu söylemeliyim.
İyi okumalar…