"Ayaklarımızın altında bir zemin yok artık. Bir çatımız da. Gelecek yok. Geçmişin izleriyse çoktan silinmeye başladı. Aşk, bize bu sonsuz boşlukta ev olacak tek şey."
Gittim, sarıldım. Ağlamaya başladı. Babam annemin olmadığı bir evde mutlu olamazken, annemin onun olmadığı bir çadırda mutlu olabilmesine ağlıyordu. Başka hiçbir şeye değil.
Tam ağzımı açıp bir şey diyeceğim, henüz bilmiyorum ne, çıkıp gitmişiz işte birbirimizin hayatından vakitlice, zaten hiç girmiş miyiz, girebilmiş miyiz o da meçhul ya, kaç zaman sonra böyle bir karşılaşma kötü bir şakadan başka bir şey değil, salonun kapısı yardımıma koşuyor, rüzgarla dan diye çarpıyor, vitrayları zangırdıyor.