Sartre, 1938 yılında yayımlanan romanı “Bulantı”da Antonie Roquentin anti-kahramanı üzerinden, varlığın ve varoluşun sorgulanışı, özgürlük, sorumluluk ve bulantı kavramlarını açıklar. Ama daha çok kendi varlığının ve diğer varlıkların varoluşunu fark etmenin doğurduğu anlamsızlıktan ortaya çıkan “bulantı” hissinden bahseder. Sartre’a göre “bulantı” hissi, kişi anlamsızlığını fark ettiği anda belirir ve bu fark ediş onu bilinçli bir varlık haline getirir. Öyle ki intiharın yani ölümü tasarlamanın bile anlamsız olduğunun bilincine varan Roquentin bundan şöyle bahseder:
“Ama ölümüm bile fazlalık olacaktı. Cesedim de; şu güleç bahçenin dibinde, çınar ağaçlarının arasında, şu çakıl taşlarının üzerinde, kanım da fazlalık olacak; en sonunda, temizlenmiş, kabuğu çıkarılmış, dişler gibi temiz, ak pak kemiklerimde fazlalık olarak kalacaktı. Her zaman için fazlalıktım ben.” (Bulantı)