Sevgi ile ilgili kendine has tanımları olan bir eser. Kapitalizm para kazanmak için "sevgiye" belirli tanımlar getirmek zorundadır. Kadının kuaföre gitmesi, para harcaması, dişi gösteren kıyafetler alması, arzulanabilir olması ve nihayetinde birilerinin cebine para doldurabilmesi için ; sevginin tanımları birilerinin menfaatleri ölçüsünde yeniden dizayn edilip duruyor. Dünya da ölüm var değil mi ? Hangimiz ölümün bilincinde yaşıyoruz peki ? Garanti öleceğini bilip bu rahatlıkta yaşamanın izahı var mı? Bu kadar zaman ve sağlık mefhumlarını hoyratça kullanmanın izahı var mı? Elbette yok. Ancak insan bildiği ölçüde bir şeylerin değerini bilir. Çoğu insan bir hayvanın azıcık evrimleşmiş halinde, çalışır, yer içer, tv izler, para kazanır çocuk yapar üniversite okur, evlenir falan filan, klasik bir insan hikayesi rolünü oynar ve ölür gider. Yani kendisine hayat diye tanımlanan ve tarifi yapılan şeye hiç itiraz etmeden direk onu yaşar ve ölür gider. Düşünmeyen hiç bir canlı yaşıyor sayılmaz. Doğal olarak ta toplumun yüzde 5 i düşünür yüzde 95 i klasik tariflerle yaşar ve ölür.
İnsanın hikayesi böyledir. Doğal olarak bu yüzde 95 lik kitlenin birbiri ile anlaşabilip hayat sürmeleri içinde hepsinin üzerinde mutabık olacağı, ve küresel sermayelerin cebine para kazandıracak klasik bir sevgi tanımına ihtiyaç oluyor. Sırf birilerine kendisini sevdirebilmek için yıllarca kendini parçalamış insanlarla dolu ortalık.
Sevgi satın alma çabalarıyla ömrünü heba etmiş, birilerinin gözünde değerini arttırabilmek için didinmişte didinmiş insan dolu ortalıkta.
Düşünsenize siz ve ben ikimizde öleceğiz. Ama ben kendi değerimi konumumu pozisyonumu, ederimi anlayabilmek için " seni " kendime noter ilan ediyorum. Sen bana ne dersen öyle hissedeceğim, bende sana ne dersem sen öyle hissedeceksin.