Her ne kadar Batı felsefesi içinde daha erken öncüllerini bulmak mümkünse de, ırkçılık kuramlarının belirgin ilk örnekleri 19. yüzyılın sonunda oluşturulan evrimci "biyolojik ırklar" antropolojisidir.
Sayfa 8 - Metis Yayınları, Birinci Baskı, Mayıs 2005, İstanbul.·Kitabı okuyor
Peygamberler arasında ayrım gözeten, hepsine iman etmeyen, ırkçılık davası güderek kendilerini üstün Sayan Yahudiler, Hazreti Yakup’un İsrail lakabını da kendilerine mal ederek şimdi Allahın lanetine uğrayıp tamamen yok edilmeleri için toplandıkları topraklara bu ad vermişlerdir. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem zamanında da hep böyle davranmışlar, yalan üstüne yalan katarak müminleri saptırmak istemişlerdi.
Bahar yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Siyah kadınlar sadece erkeklere kıyasla değil, beyaz kadınlara kıyasla da dezavantajlıdırlar. Başka bir deyişle hem cinsiyetleri hem de ırksal pozisyonları nedeniyle imtiyazsızdırlar.”
Atalarının günahları, gelmiş geçmiş en renkli ve yetenekli bu insan türünün ayağına pranga olmuştu.
Sayfa 109·Kitabı okuyor
Alıntı
“Beyazların (erkek olarak da okunabilir) görme-görmeme, düşünme-düşünememe ve Duygulanma-duygulanmama biçimleri ve beden dilleri Siyahlarlarla(kadınlar olarak da okunabilir) olan tarihsel ilişkileri içerisinde oluşturulmuş ve tam tersi Siyahlar (ve kadınlar) içinde söylenebilir. Beyazlığın (ve erkekliğin) getirdiği güçsüzlükler, imtihansızlıklar ve dezavantajlar sayesinde vardır.; Başka bir değişle, birileri güçsüz ve dezavantajlı bırakıldığı için diğerleri güçlü ve avantajlıdır. Eşitsizlik, her iki iktidar ilişkisinde de (ırksal ve cinsel) damgasını vuran temel fenomendir. Eşitsizliğin bir ucundaki beyazlar (ve erkekler) üçlerini Eşitsizliğin diğer ucundaki siyahların (ve kadınların) güçsüzlüğüne borçludur. “
Sayfa 31
Milliyetçilik, Irkçılık, Turancılık
Cemiyetlerin tekâmülünde bugün erişilen son merhale millettir. Teknikte, fikirde, ahlâkta bütün ileri adımlar orada gerçekleşiyor. 19. asır romantizm ile, tarih şuuru ile bu hamley hazırladı. İlk çağda bir siteler medeniyeti olduğu gibi, zamanımızda bir milletler medeniyeti vardır. Bundan dolayı medeni olmak. ancak kuvvetli bir millet olmakla mümkündür. O halde millet nedir? Bu mesele üzerinde eski teorilerin münakaşasına girmeden, milletlerin şuur kazanma ve olgunlaşması tarihini gözden geçirerek bir neticeye ulaşabiliriz. Bizim için en canlı misal yakın tarihimizde yapmış olduğumuz İstiklâl Savaşı tecrübesidir. Tarihin bu büyük imtihanından tam bir olgunlukla çıkan Türk milleti kaderini çizmeye muvaffak oldu. Milletin ne olduğunu "nazariyelerden evvel" bugünün realitesinde tetkik etmeliyiz. Eğer düşüncelerimizi memleketin gerçekleriyle ayarlamak kudretini gösteremiyorsak, o düşünceleri telkinden vazgeçmeliyiz. Vakalar bize gösterdi ki, millet her şeyden önce sınırları tarihte hazırlanmış ve mücadelelerle çizilmiş olan bir vatana dayanır.
Sayfa 161 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı