Her Hakan Günday okuduğumda aklıma gelmen ve bunu sana söyleyemiyor olmak çok can sıkıcı. Dünyaya aynı bakıyormuşsunuz gibi. Cümleler aynı ses tonuyla çıkıyor gibi. Mesela "Senin anıların en derin nefeslerimi aldırıyor ama senin gelişinle nefes alamıyorum" demiştin. Ya da "Çok özledim aslında ama ne kadar gelsen o kadar hayır derim, öyle bir hikaye". Cümleler çok ağır bir o kadar da güzel. Tıpkı Kinyas ve Kayra'nın ilk bölümündeki gibi. Henüz kitabı bitirmedim ama 50-60 sayfasını okumam bile yetti senin ruhunu görmem için. Her neyse...