Aşırı uçlar, ardında yaşamın sona erdiği sınırlar demektir ve sanatta da politikada da , aşırılığa duyulan tutku, ölüme duyulan örtük bir özlemdir aslında.
Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın? Yaşamın hep bir taslak gibi olması da bundandır işte.