Devamını yorumlara yazacağım..
Puan vermedi·%56 (180/320 syf.)
Kaan ve Hande çocukluk arkadaşı, lise aşkıdır. Liseyi İzmir'de, üniversiteyi İstanbul'da birlikte okurlar. Okul bittikten sonra evlenmeyi planlarken Hande iş bulur, Kaan ise iş arayışındadır. Hande iş hayatına alıştıkça Kaan'a karşı soğur. Kaan iş bulduğu gün Hande'ye bu haberi vermek için buluştuğunda, Hande ona "birlikte olamayacağız" diyerek orayı terk eder. Kaan yıkılır, bileğini keserek intihara teşebbüs eder, komşusu tarafından hastaneye yetiştirilir ve hayata döner. Ama bileğinde artık kanayan bir yara vardır. Eski arkadaşı Ayça, Kaan'ı toparlar, kendi çalıştığı yerde iş bulur, onu hayata yeniden bağlar. Kaan geceleri şiir yazar, yazdıklarını Facebook'ta paylaşır. Bu sırada hayatına Ece girer, aynı şirkette çalışmaktadırlar. Dostlukla başlayan yakınlaşma bir akşam evlerinde samimi bir an yaşarken kesintiye uğrar: Kaan'ın bileğindeki yara kanar, kan Ece'nin yüzüne bulaşır. Kaan her şeyi anlatır, Ece uzaklaşır. Duru ile de benzer bir şey yaşar – elle tutuştuklarında yara yine kanar. Kaan, yarasının başka bir ilişkiye izin vermeyeceğini anlar. Bir gün arabayla giderken önüne bir deniz topu fırlar, ardından bir çocuk. Kaan frene basar, çocuğun yanına gider. Çocuk bileğinin kanadığını söyler, Kaan "bazen kanıyor" der. Çocuk, sanki her şeyi biliyormuş gibi, "Bazı yaralar sardıkça kanar" der ve kaybolur. Kaan bu sözü çok düşünür, çocuğa "Deniz Çocuğu" adını verir. Sözü Facebook duvarında paylaşır. Bir süre sonra Lavin adlı bir kız, "Tıp dünyasının dramı" diye alaycı bir yorum yapar. Kaan sinirlense de güler, merak eder, arkadaşlık isteği gönderir, Lavin kabul eder.
Alıntı
YaralıKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20149,3bin okunma
9/10
·432 syf.·
2026 10. kitabı
Selamlar… Senelerdir kenarda bekleyen ve varlığını bile unuttuğum bir kitaptı kendisi… Okuduktan sonra ise neden bu kadar bekletmişim dediğim bir kitap oldu… Psikolojisi kendisinden değil tamamiyle çevresel ve ailesel nedenlerle bozuk olan Lana… Doğuştan sosyopat olan Luke… Takıntılı bir psikoloji prof Langdon… Hayatını hep kendini arayarak geçiren Lana, prof yönlendirmesiyle Luke’a bakıcı olmaya karar verir ve iş görüşmesine gider.. Bu deneyim onu hem evinde gibi hissetmesine yol açar.. hem de tam bir bilmecenin içine düştüğü için bu gizem onu tamamen içine çeker… Luke çok zeki ve çok sorunlu bir çocuktur.. Hiç bir yere sığamadığı gibi hiç kimseyle de iyi geçinemez.. Tam o arada ise kendisine yeni bir oyun arkadaşı gelmiştir.. Lana… Lana’ya bu durum başta çok ilgisini çekse de sonradan içinden çıkılmayacak bir hal almaya başlayacaktır.. Ortada bir kayıp oda arkadaşı Becca, sorunlu bir çocuk Luke ve (Lana daha farkına varamasa da ) saplatılı bir prof Langdon vardır.. Bazı yerlerinde gerçekten gerildim diyebilirim.. Bazı yerlerini tahmin ettim ama sonu gerçekten şaşırttı.. Sürekli bir bağlantı var diye düşünmekten kendimi alamadım…Sonu ise tam bir ŞahMat…. Merak unsurunu sürekli ön planda tutan, gizem ve aksiyonu düşürmeyen film tadında bir kitap okudum diyebilirim… Meraklılarına duyurulur… Buraya kadar okuyanlara teşekkür eder yeni maceralarda görüşmek dileğiyle hoşçakalın….
Piyonun Son HamlesiLisa Unger · Martı Yayınları · 2014973 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
​"Mükemmel Çift" diye bir şey gerçekten var mı, yoksa sadece iyi oynanmış bir rol mü? ​Ruth Ware’in kaleme aldığı Mükemmel Çift ile soluk soluğa bir serüvene daldım! Hikayemiz, akademik kariyerinde tıkanmış ve ilişkisi çatırdamakta olan Lyla’nın, erkek arkadaşı Nico ile birlikte büyük ödüllü bir reality şov için egzotik bir adaya gitmesiyle başlıyor. Her şey bir tatil rüyası gibi başlasa da, şiddetli bir fırtınanın adayı dünyadan koparmasıyla ortam bir anda kâbusa dönüşüyor. ​İletişim yok, sınırlı kaynaklar ve hayatta kalma mücadelesi... İnsanlar bir araya gelince sırlar da yavaş yavaş dökülmeye başlıyor. Lyla, bu yarışmanın artık sadece bir büyük ödül meselesi olmadığını, aslında bir "ölüm-kalım oyunu" olduğunu fark ettiğinde iş işten çoktan geçmiş oluyor. ​Agatha Christie'nin o meşhur "On Kişiydiler" klasiğini modern bir reality şov atmosferinde yeniden okumak gibi! Tempocu hiç düşmeyen, ters köşe dolu, psikolojik gerilimi iliklerinize kadar hissettiren bir kurgu olmuş. Gerilim sevenler listenize mutlaka ekleyin! ​Sizce bir adada hayatta kalmaya çalışırken kime ne kadar güvenebiliriz? Yorumlarda buluşalım!
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202681 okunma
4/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 18. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:57
Kitaptaki tüm karakterler beni inanılmaz şekilde rahatsız etti. Tamam herkesin kusursuz yada iyi insan olmasını beklemiyorum ama herkesin bu kdr salt kötü olması midemi bulandırdı. Üzüldüğüm tek insan Amelia oldu, gerisi çıkarcı yalancı sahtekar insanlardı.
İş ArkadaşıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,877 okunma
9/10
·328 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:45
Bu yazardan okuduğum 4.kitap ve bence kurgusu en iyi olandı şu ana kadar. Diğer kitapları gibi aşırı akıcı ve sürükleyiciydi. Gizem gerilim kitaplarında konuya girene kadar uzatılmasını hiiiiç sevmem bu yazar onu yapmıyor direkt pat diye hikayenin içine koyuyor sizi ve çok güzel oluyor. Bir de kitaptaki Dawn kaplumbağalara aşırı takıntılı biri bir tane küçüklüğünden beri sakladığı peluş kaplumbağası varmış adı Kaplumbuş veee benim de küçüklüğümden beri yanımda duran peluş kaplumbağam var adı da Kapluş. Böyle unexpected bir andı cksnvldöv Neyse şu ana kadarki yazardan okuduğum kitaplara sıralama yapıcam okudukça eklerim 1. D koğuşu (aslında iş arkadaşı kurgusal belki daha iyidir ama ben bunu koycam şahsi favorim) 2. İş Arkadaşı 3. Mahkum 4. Kusursuz Çocuk
İş ArkadaşıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,877 okunma