Makinelerde emniyet subapları olur, basınç "normal" değerin üzerine çıkarsa bu subaplar devreye girerek fazla basıncı tahliye ederler. Böylece olası bir olumsuzluğun önüne geçilir. İnsan psikolojisi de bu yönüyle bir makinenin işleyişine benziyor. İş, hobiler, dini ritüeller ile kendimizi rahatlatıp, hayatın can sıkıcı gerçeklerine göğüs gerebiliyor, böylece hayatımıza bir şekilde devam ediyoruz. Hayatta öyle şeyler olabiliyor ki basınç tahliye sistemleri devre dışı kalabiliyor. Görmezden geldiğimiz, içimize attığımız şeyler gün geliyor olanca ağırlığı ile üzerimize çökebiliyor.
Gerhart Hauptmann'ın eseri "Hat Bekçisi Thiel" tam olarak bu kırılma noktasını ele alıyor. Thiel'in hayatı günün birinde bir trenin ray değiştirmesi gibi farklı bir yola giriyor. Thiel mutlu olmasa da kendi küçük dünyasında tutunduğu şeylerle düzenini devam ettirmeye çalışıyor. Ama gün geliyor ki, görmezden geldiği gerçekler tüm çıplaklığı ile karşısına dikiliyor.
Hauptmann, bu metni ile görmezden gelinen rahatsız edici gerçeklerin insan üzerindeki olası olumsuz etkileri üzerine okuru düşünmeye davet ediyor. Thiel gibi sade bir hayatı olan birinin bile raydan çıkabileceği okuyucuya iyi bir şekilde aktarılmış. "Hiç de bunu yapacak birine benzemiyordu" cümlemizdeki insan anlayışımız üzerine düşünmemizi sağlayacak bu kısa metin, inceliğinin aksine oldukça derin bir edebi eser.