.
"Rüzgârsız günlerde dağlarda lapa lapa yağan kar gibi,
ateş taneleri düşüyordu kumların üzerine. Hani Hindistan'ın sıcak bölgelerinde ordusunun üstüne yağan alevlerin sönmeden yere indiğini görünce,
yalnız kalan kor daha çabuk söner diye, İskender toprağı çiğnetmeye karar vermişti ya askerlerine: bu sonsuz ateş de böyle iniyordu işte; kumlar çakmak taşıyla tutuşmuş gibi yanıyor,
çekilen acı bir kat artıyordu.
.
"Arno üzerindeki köprüde
kalmamış olsaydı izi,
Attila'nın kül ettiği kenti
Yeniden kuran kentlilerin
boşa gitmiş olurdu emekleri.
Kendi evimde çarmıha gerdim ben kendimi."
Ötekiler gibi biz de kalıplarımıza döneceğiz, ama hiçbirimiz onları giymeyeceğiz,
y doğru olmaz insanın çıkardığı şeyleri alması. Buraya sürükleyeceğiz onları,
iç karartan bu ormanda her gövdeyi, ruhumuzun bulunduğu böğürtlene asacağız.
"...ve şarjörde sırasını bekleyen mermiyi de kızın sol şakağına sapladım. Ayakta ölmüştü. Çift kapılı Westinghouse marka bir buzdolabına sarılmış şekilde ölen ilk insandı. Buzdolabında açılan deliği kızın kafası arkaya yattığında görünce, beyaz eşya garanti sürelerinin ortalama ne kadar olduğunu hatırlamaya çalıştım..."