Çok daha sonraları,pazar akşamlarında ortalık kararırken kilise mezarlığına gidip kendi yaşantımla o esintili bataklığın görünümünü karşılaştırdığımı anımsıyorum.İkisinin de nasıl dümdüz,ıpıssız uzandıklarını,ikisinin de gölgeli bir bilinmezliğin,sonra da dalgaların arasında eriyip gittiklerini düşünerek aralarında bir benzerlik bulurdum.İşe ilk girdiğim gün de içim tıpkı böyle,sonraki zamanlarda olduğu gibi karamsarlıkla,umarsızlıkla doluydu.