Eskiden havanın durumu günü değiştirirdi. Şimdi her gün bir öncekinin aynısı. Karlar kapatınca otun toprağın üstünü, kaldırıp başımı âlemi temaşa etsem, mahluktan Hâlık'a yürüsem. Ezdiğim nefsime biraz nefes aldırsam ışığında; Sizin fer olan ilminiz, asıl olanla nasıl ve niçin kıyaslanır ? Güç diye elinizdeki meşale, güneşe olan hasretimi doyurabilir mi? Küçük tepelerde kaçarız sanırsınız tufandan, yuvarlanır da parça parça olur yeryüzü. Oysa zulmü dik karşılar rahmet bilen yürek.
Yine de etimle kemiğimle nefret etmeme mani olamaz mertebem. Yine çakılır nefsim, dilim susar kalem düşer elimden.