Bu sorunun cevabını yıllardır bildiğimi sanıyordum. Vehbi Vakkasoğlu’nun Öğretmenin Not Defteri 1-2-3 adlı eserini bitirdiğimde ise öğretmenlik mesleğine dair bildiklerimin ne kadar yüzeysel olduğunu fark ettim.
511 sayfalık bu kitabı 171 günde okudum. Belki uzun sürdü ama bazı kitaplar hızlı okunmak için değil, insanın zihnine ve vicdanına yerleşmek için yazılır. Bu eser de benim için onlardan biri oldu.
Kitap boyunca dikkatimi çeken en önemli nokta, eğitimin aslında bilgi aktarmaktan çok gönle dokunma sanatı olduğuydu. Bir öğrencinin hayatını değiştiren şey çoğu zaman anlatılan konu değil; ona değer veren, onu anlayan ve ona inanan bir öğretmenin varlığıdır.
Vakkasoğlu, öğretmenliği bir meslek olmanın ötesinde bir sorumluluk, hatta bir gönül işi olarak ele alıyor. Sayfalar arasında ilerlerken yalnızca öğrencileri değil; öğretmenlerin yalnızlıklarını, fedakârlıklarını, hayal kırıklıklarını ve umutlarını da görmek mümkün. Bu yönüyle eser, eğitim sistemini değil, eğitimin insan tarafını anlatıyor.
Kitabı okurken sık sık kendi öğrencilik yıllarıma döndüm. Aradan yıllar geçmesine rağmen bazı öğretmenlerin isimlerini hâlâ hatırlıyor olmamız tesadüf değil. Çünkü insan bazen anlatılan dersi unutur ama kendisine değer veren öğretmeni unutmaz.
Bu kitap bana şunu düşündürdü:
Bir toplumun geleceğini değiştirmek için kaç öğretmene ihtiyaç vardır?
Belki de sadece bir tane…
Çünkü bazen tek bir öğretmen, tek bir öğrencinin hayatını; o öğrenci de bir neslin geleceğini değiştirebilir.
Eğitimin sadece sınavlardan ve notlardan ibaret olmadığını hatırlamak isteyen herkese tavsiye ederim.
İsa AvcılarVehbi Vakkasoğlu
Kitap, “hayatın anlamı” sorusuna felsefe tarihindeki farklı düşünürlerin nasıl cevap verdiğini inceler. Bu anlam, tek bir doğruya indirgenmeyen; insanın varoluş, özgürlük, değer, amaç ve mutlulukla ilişkisi içinde tartışılan bir sorudur. Hayatın Anlamı ve Filozoflar”, okura şu mesajı verir:
Hayatın anlamı hazır bir paket değildir; insanın düşünüşü, tutumu ve yaşam pratiğiyle inşa ettiği bir süreçtir.
Kitap, anlam arayışını tek bir cevaba sıkıştırmaz; sorgulamayı, farkındalığı, özgür seçimi ve ahlaki yaşantıyı öne çıkarır.
Kitap, okuyan kişiye “hayatın geçiciliğini” ve “gerçek mutluluğun içsel bir tavır” olduğunu sürekli hatırlatıyor.
• Günümüzün hızlı ve stresli yaşamında, Marcus’un “sakin ol, doğaya uygun yaşa, olayları kabullen” öğüdü hâlâ çok güncel.
• Bir imparatorun da bizim gibi kaygıları, korkuları olduğunu görmek eseri daha insancıl kılıyor.
Bu kitap, İslam bilim tarihi alanının en önemli isimlerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in hayatını, çalışmalarını, ilmi bakış açısını ve bilim tarihine katkılarını okuyucuya sunar. Sefer Turan’ın soruları eşliğinde şekillenen bu söyleşi, Bu kitap, sadece bir biyografi değil; bir medeniyet muhasebesi, bir bilimsel öz eleştiri ve aynı zamanda geleceğe dair bir çağrıdır. Fuat Sezgin’in hayatı, bilime olan bağlılığı ve İslam medeniyetine sahip çıkma arzusu, modern zamanların en büyük ilim mücadelelerinden biridir.
FUAT SEZGİN’İN BİLİM ANLAYIŞI
• Disiplinli Çalışma: Günde 17 saat çalışmasıyla tanınır. Sabah 4’te kalkar, belirli bir rutine göre yaşar. Ona göre “başarının sırrı, zamanı iyi kullanmak ve azimle çalışmaktır.”
• Dil Bilgisi: 27 dili öğrenmiş, özellikle Arapça, Farsça, İbranice, Latince ve Almanca’da ileri düzeyde yetkinlik kazanmıştır.
• Yöntemi: Eski metinleri orijinal dilinde incelemiş, yazma eserleri kıyaslayarak Batı’daki önyargılı yaklaşımları düzeltmeyi hedeflemiştir.
Kıymetli hocam Şadi Eren kalemine kuvvet olsun. Sizin gibi ilmi derin bir hocamızdan öğretim aldığımız için Allah’a hamd olsun. Satır satır derslerinde izah etti, youtubede yayımladı Malûm olan meşhur kıssa dillerden dile dolaşan, dillere plesenk olmuş halde eksiği ve fazlasıyla olan hikâyeler duyuyoruz. Hz Hızır ve Hz mûsa kıssası yüce kitabımız yine akla kapı açıp gönlümüzde yer ve hayat dustürümüz olacak bakara 216 ayetinde de buyurduğu gibi; Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır diyerek bu kıssayla biz insanlara yol gösterici bir şekilde öğütler, dersler sunuyo Hz Hızır kısasının tefsiri niteliğinde bir eser okurken sıkılamayacağınız akıcı bir yalın üslûpla ele almış. Okurken yol arkadaşı seçimine dikkat, insanın kendini bilmesi, olaylara bakış açımızı değiştirecek şekilde ve karşılaştığımız olaya hangi nazar veya bakış açısıyla yaklaşmamızı göstermektedir. Okuyun okutturun pişman olmazsınız ;)