Stefan Zweig bu eserinde aşkı alıştığımız gibi mutlu bir duygu olarak değil, daha çok sessiz, karşılıksız ve insanı içten içe tüketen bir his olarak anlatıyor. Kadının sevgisi o kadar derin ki, neredeyse bütün hayatını bunun üzerine kuruyor. Ama sevdiği adam için o, sadece kısa bir anıdan ibaret kalıyor.
Kitap boyunca en çok düşündüren şey şu oldu:
Birini bu kadar çok sevmek gerçekten yeterli mi, yoksa sevilmek mi daha önemli?