Beni en çok anlatamamak yordu. Herkes bu kadar konuşurken kime, ne anlatabilirdim zaten? Herkes birbirinden gitgide uzaklaşırken, kimin yanına sokulup huzur bulabilirdim? Bu sorulara en son “sen” diye cevap vermiştim. Ben, yine bilememiştim…
“Tanrı varsa -ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum- insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar felaket. Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir.”