Nasır Paşa dinlemiyordu. Ve hiç kimseyi affetmek istemiyordu. O, mazisini yakacaktı. Hepsini, her şeyi yakacaktı. Mademki her şeyin geçici olduğunu, bütün ikbal hülyalarının beyhudeliğini görmüş, mademki nesillerin ömrüne meydan okuması lazım gelen şeylerin çöküşüne şahit olmuştu, her şeyi yakacaktı.
İnsan geçen vakti tekrardan kazanmak ister ama yeni bir gün olan bugünü yaşarken dünü geri getirmek nasıl mümkün olsun ki! (Zira
bir ayette de şöyle buyurulmaktadır:) "Uzak bir yerden
nasıl kolayca ulaşırlar?"
İnsanın sevdiği ve arzuladığı ancak kaçırmış olduğu şeyi
elde etmesi artık mümkün değildir.' O da bilir ki kazanmaya çalıştığı şey akıllı bir insanın kazanmak için uğraşacağı bir şey değildir. Çünkü kendisiyle arzuladığı şey arası
kapanmıştır artık.
'Öldüren bir arzudur.' sözüne gelince, yani neticesi öldürmeye
benzemektedir. Çünkü geçen vakte üzülmek
insanı öldürür, hele de vakti geçiren kimse onu tekrardan
elde etmenin mümkün olmadığını biliyorsa. Bunun
yanında kaçan vaktin gidişine esef etmek de ayrı bir vakit
harcamadır. Nitekim şöyle denir: 'Geçen vakti kaybettiğine
üzülmekle meşgul olmak ayrı bir vakit öldürmedir. '
Bundan dolayıdır ki 'Vakit bir kılıç gibidir, sen onu kesmezsen
o seni keser. ' denmiştir. . .
Günümüzde özellikle modern hayatın bize Dayattığı bireysellik, Rabbimizin ve efendimizin bize gösterdiği şahsiyet hedefinden oldukça farklıdır. Bireysellikte etrafındaki şeylerle ilgilenmeme, sorumlulukları ihmali vardır. Bu nedenle, bugün sürekli teşvik edilen bireysellik, aslında bir yönüyle bencillik ve sorumsuzluktur.