sanki yaşamım, bana ve başkalarına nasıl görünmüş olursa olsun, aslında hep bir "keder senfonisi" olmuş, uyumlu biçimde birbirine bağlanan bölümlerden tek tek geçip sanatta tüm büyük temaların işlenişinde görülen kaçınılmazlıkla finale ulaşmış gibi.
On dokuz yıl boyunca iyi notların, ödüllerin ve çeşitli bursların peşinde koştuktan sonra, artık kendimi koyveriyor, yavaşlıyor ve düpedüz yarışı bırakıyordum.