Elif Şafak’ın İskender’i, okuması kolay ama etkisinden çıkması kolay olmayan kitaplardan biri. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir ailenin hikâyesini değil, nesilden nesile taşınan düşüncelerin, korkuların ve yanlışların da hikâyesini okuyoruz.
Romanın merkezinde bir töre cinayeti var gibi görünse de bana göre kitap bundan çok daha fazlasını anlatıyor. Çünkü hiçbir insan bir gün ansızın böyle bir karar vermiyor. O karara giden yol yıllar içinde döşeniyor. Aile içinde söylenen sözlerle, öğretilen doğrularla, kadın ve erkek için çizilen farklı sınırlarla…
Kitabı okurken en çok etkilendiğim şey karakterlerin tamamen siyah ya da beyaz olmamasıydı. Kimse bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü değil. Herkes kendi doğrularının, korkularının ve yetiştiği dünyanın içinde hareket ediyor. Bu da karakterleri daha gerçek kılıyor.
İskender’e kızdığım yerler oldu, üzüldüğüm yerler oldu. Ama onu yalnızca yaptığı hatalarla değerlendirmek de kolay gelmedi bana. Çünkü Elif Şafak karakterlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışıyor. Okuyucuyu da buna davet ediyor.
Roman boyunca en çok içimin yandığı kişilerden biri ise Pembe oldu. Bir kadın olarak ondan beklenenler, ona yüklenen sorumluluklar ve kendi hayatı için verdiği mücadele beni derinden etkiledi. Bazen bir insanın en büyük suçu sadece kendi hayatını yaşamak istemekmiş gibi davranılması çok ağır geliyor.
Elif Şafak bu kitapta yalnızca bir aileyi anlatmıyor. Göçü, aidiyeti, kadın olmayı, erkek olmayı, anne olmayı ve toplumun bireylerin hayatına ne kadar müdahale edebildiğini de anlatıyor. Londra’da geçen bölümlerle Anadolu’dan taşınan geleneklerin aynı evin içinde nasıl yaşamaya devam ettiğini görmek oldukça çarpıcıydı.
İskender, okurken insanı zaman zaman öfkelendiren, zaman zaman hüzünlendiren ama karakterlerine kayıtsız kalmanın
İskenderElif Şafak · Doğan Kitap · 201121,3bin okunma
Kitaba yeni başladım ama daha kitabı açar açmaz beni büyüledi. İskender Pala yine döktürmüş. İstanbul'la ilgili birçok düşüncemi burada buldum. Daha ilk sayfalardan böyleyse eminim devamı da çok güzeldir. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar dilerim.
Kitabı büyük bir merakla okumaya başladım fakat cok fazla mantık hatasının olduğunu düşünüyorum. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve hayal kırıklığına uğradım.
“Soygun” İskender Pala'nın dili hem zengin hem de her seviyeden okuyucunun rahatlıkla anlayabileceği bir akıcılıktadır. Osmanlıca kelimeleri ve dönemsel tabirleri kurgunun içine öyle güzel yediriyor ki. Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı dönemlerinden birinde geçer. Sultan II. Mahmud tahttadır ve Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biri olan Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması (Vaka-i Hayriye) henüz yeni gerçekleşmiştir. İstanbul, bir yanda yenileşme sancıları diğer yanda ise isyanların, karmaşanın ve saray içi güç mücadelelerinin gölgesinde karanlık ve puslu günler yaşamaktadır. Bu büyük siyasi karmaşanın ortasında, Topkapı Sarayı'nın en mahrem ve en sıkı korunan yerinden imparatorluğun en değerli hazinesi olan Kaşıkçı Elması'nı çalmak üzere gizli bir plan yapılır. Kimsenin tahmin etmediği, her ne kadar kusursuz bir plan olarak da tasarlanmış gibi olsa da kimsenin beklemediği bir son bekliyor hırsızları ve biz okuyucuları…
Şah ve Sultan, belki İskender Pala'nın en iyi kitaplarından biri olabilir. Özellikle Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail dönemini çok iyi yansıtmış. Hikaye ise çok iyi, ben çok beğendim. Ancak başları çok sıkıcıydı ancak ortalara ve Çaldıran Savaşı'na doğru akıcılaşmaya başladı. Sonu ise tahmin edilemezdi. Ben tarihi çok sevdiğimden kitaba çok çabuk uyum sağladım ama başları çok kötüydü. Bayıyor resmen. Ama Şah ve Sultan, tarihi olayları hikayeyle birleştiren bir kitap. Tarih severlere tavsiyemdir. Alın okuyun.
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
"Aşk, insanı kendi varlığından vazgeçirip sevgilinin varlığında yok eden kutlu bir deliliktir. Gerçek aşk, insanı dünyevi hırslardan temizleyen ve ruhu özgürleştiren en yüce duygudur."
İskender Pala, Aşka Dair ile okuyucuya popüler kültürün basitleştirdiği "aşk" kavramının aslında ne kadar kutsal, emek isteyen ve sabır gerektiren bir yolculuk olduğunu hatırlatır. Kitap, edebi bir manifesto niteliğinde olup, aşkı sadece hissetmekle kalmayıp onun felsefesini anlamak isteyen okurlar için rehber niteliğindedir.