Asmaî Basra çarşısında rastladığı köylü bir kadına sorar:
"-Siz aşkı nelerden ibaret sayarsınız?
Kadın şöyle cevaplar:
"- Bağrına basma, saçlarına dokunma ve konuşma. Peki, ey şehirli bilgin, sizde aşk nasıl bir şey?"
"- Sarılma, okşama, öpme ve benzerleriyle ilerleme!"
"- Peki, cinsel münasebete kadar uzanıyor musunuz?
"- Evet"
"- Yaaa!.. Ey kardeşim oğlu, bu senin söylediğini yapanlar âşık falan değil, düpedüz çocuk isteyen birileri..."
"Aşık, canından geçen ve sevdiğini görünce aklı gidendir. Her kim aşk ateşiyle yanmamışsa, onun şehvetinin ateşi sönmemiştir. Aşka erişmek istiyorsan şehveti bırak. Aşk ile şehvet nasıl barışacak! Hiç su ile ateş barışabilir mi? Şehvetine tapan, aşk ile nasıl yâr olabilir?"(Mantıku't Tayr, s. 143).