Sürekli keyif saçmak isteyen birisine bir müddet sonra bizzat kendisinden gına gelir. Her ateş söner bir noktada, o zaman yapacağınız tek şey külleri karıştırıp yakılabilir bir şeyler bulmaya çalışmaktır.
Modern çağın bir sorunu, alışkanlığın belirsiz bir boyuttaki anlamını uzun süre belirli bir öte dünya ile özdeşleştirerek bir kenara bırakmış olmasıdır. Aynı zamanda, böyle bir boyutla kurulacak ilişkiden gür gümrah yeşerebilecek kuvvetlerden mahrum kalınmıştır, acı bir şekilde elde onun ötesinde bir şey olmadığına göre, tüm düşleri bu tek ve sonlu dünyada gerçekleştirmek zorunluluğunun baskısını kabartan şey, bir aşkın vukufsuzluk değil miydi? Sonlu hayatın imkanlarını sonuna kadar gerçekleştirme denemesinin başarısızlığa mahkumu oluşunun verdiği ezayı katlanılamaz hale getiren, bu vukufsuzluk muydu? Bu hal insanları giderek daha fazla melankoliye sürüklememiş midir?
Salt pozitif düşünmek sorunlar karşısındaki duyarlılığın ve yerinde eleştirinin altını oyar, öğrenmeyi sağlayan bir sistem değildir. Bireysel ve toplumsal açıdan felakete yol açabilir.
" Hep ileri bak." -geride kalanlardan bir şey öğrenmeye niyeti olmayanların şiarı budur. Pozitif beklentilere sahip olmak ve iyimserlikle geleceğe bakmak iyi bir niyettir fakat negatif olanı göz ardı etmeye ve ona karşı vakitlice hazırlık yapmamaya sebebiyet verir.