İhsan Oktay Anar bence yaşayan en iyi Türk yazar. Var mı itirazı olan?
Öncelikle bu yazarın kitaplarını hangi sırada okumalıyız ve okurken nelere dikkat etmeliyiz diye merak eden varsa bu iletiyi sonuna kadar
Çok âşık olurum ben sana,” dedi şaşkınlığımı bile şaşırtarak.
“Ben sana çoktan oldum, sen de ol, aşk güzel bir şey,” dedim sırıtarak.
“Ben Diyarbakırlıyım Gülşah,” dedi sanki işlediği bir kabahati dile getirir gibi.
“Sense Balıkesirlisin,” diyerek şaşkınlığımı ikiye katladı.
Adımla hitap edişi, memleketimi bilişi? Bu nasıl işti?
“Adımı biliyorsun, memleketimi de? Ama ben söylemedim ki sana?” dedim.
Gülümsedi, gülümsediğinde dünyadaki tüm kötülükler yok oluyordu bence.
“O gece bir tek sen âşık olmadın Gülşah,” dedi yine içime işleyen gülümsemesiyle.
Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak, mutluluktan havaya uçacak hâldeydim.
“Peki, madem tek ben âşık olmadıysam, neden olmaz diyorsun o zaman?” dedim artık gözlerine bakmaktan çekinmeyerek.
Çünkü biz seninle ülkenin batısıyla doğusuyuz. Çünkü biz farklı kültürlerin çocuğuyuz.
Çünkü biz bitmeyen bir kavganın bitmeye mahkûm aşığıyız. Olmaz Gülşah, olmaz.
Bu Kürt Türk meselesi değil, mücadele etmekten korkan erkek meselesidir. İki taraf Türk olsa da aileler genel olarak uzak kültürlerin farklılığından korkarlar. Ha diyince gidilmeyecek yerlerde çocuklarını bırakmakta istemezler.
“İslâm’da reform lâzım mıdır?” sualine verdiği cevap:
“Evlâdım, reform, deform karşılığıdır. Bir şey eskir, pörsür, harap olur, dejenere olur da ıslah edersiniz; tâmir eder, onarırsınız... İslâm’ın tâmir edilecek nesi var?.. İmanın şartları mı, İslâm’ın şartları mı; hangisi?..
“Hiç birisinde bir eskime, pörsüme, yıkılma yok ki, tâmir edesiniz!..
Bunlar değişmez ölçüler!..”
Ali Fuat Başgil