Puan vermedi
Dünyanın en korkusuz ajanı Pofidik, arkadaşları ile birlikte gittiği bir su parkında en ezeli düşmanı ile karşılaşıyor. Islak Willy sıradan bir iş adamı gibi davransa da bambaşka amaçları var. Geç olmadan onu durdurmaları gerekiyor. İşte macera şimdi başlıyordu. Bakalım Pofidik ve ekibi onu durdurmayı başarabilecekler miydi? Fakat bir sorun var, Pofidik asla smokinini çıkarmıyor ve karnı açken asla ajanlık yapmıyor. Sizce bu uykucu, obur ve komik kedi ve ekibini neler bekliyor? Eğlenceli ve aksiyon dolu bir kahkaha kitabı. Çizgi roman okumayı seven tüm çocuklar Pofidik Ajan Kedi'yi çok sevecekler. Biz keyifle okuduk ve şimdiden maceranın devam kitabını beklemeye başladık. Keyifli okumalar dilerim...
1000Kitap
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202633 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2026 6. kitabı
#ki̇tapyorumu #kimsesizlercoğrafyası Hem bir yıkımın hem de bir varoluş hikayesinin aynı kitapta buluşturmuş yazarımız. 6 Şubat depreminde kuzenini bulmak için yola çıkan karakterimiz Hatay'da bir can pazarına şahit oluyor ve insanların çaresizliğini, insanlık savaşını ,Can pazarını ,duygu yoğunluğunu kitabına aktarıyor. Aynı zamanda orada yan yana olduğu Ali adındaki bir depremzede Bir mülteci ile sohbete başlıyor kitapta depreme dayanırken bir yandan da Irak İran savaşında savrulmuş bir çocuğun yaşama tutunması, mülteci olmanın zorlukları ,insan duyguları ,psikolojik tutumlar ele alınmış aslında ikisi de kanayan iki yara ikisine de dokunmuş. Akıcı bir kitap, dili sade zaten çok kalın bir kitap değil film tadında bir kitap elinize aldığınızda hemen bitirebileceğiniz bir eser. Altını çizdiğim satırlarda oldu beni üzen noktalarda. İnsana dair iki yarının ele alındığı bir kitaptı. Yazarımızın kalemi daim olsun ... Keyifli okumalar dilerim. Hayat buydu galiba... İnsan, en sevdiği öldüğünde toprakta açılan Bir çukura koyar; üstüne soğuk, ıslak toprağı serpiştirir. En hüzünlü anında midesinin kazındığını hisseder ;Zor da olsa bir parça ekmek yer, su, çay ya da kahve içer. İlk gün olmasa da ertesi gün bayılırcasına uyur acısı yüreğine ağır geldiğinde ; ekmek parçası elinden düşer, içtiği su boğazından geçmez ama bir süre sonra normale döner çünkü diğer taraftan hayat devam ediyordur. Yüreğindeki acıyla Yaşar, sızısı gün be gün hafifler, en sevdiğinin hatıraları kalır geriye nokta insanlık, böyle olmasaydık nasıl dayanırdık bunca acıya? Hayat, bazıları için hep böyleydi; "başıma gelse ölürdüm " dediğin her şey bir bir başına gelir, yine de ölmezdin. Bu da altın vuruş olurdu yaşamın. Nefes aldığın sürece devam ettirdiğini hatırlatır da sana .
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026108 okunma
Wtf
5/10
·162 syf.··
2026 26. kitabı
Neyle başlasam bilemiyorum... Öncelikle höst ulan! Ehem... evet, neyse... Seri katil ve FBI ajanı aşkı dediler geldik ama bence inanılmaz ergence ve ZAVADANAK önümüze fırlatılmış bir çiftle karşılaştık. Logan denilen sözde FBI ajanı etrafına karşı sıfır görüş ve farkındalıkta. Lana isimli sözde seri katil sıfatı taşıyan hatun ise geçmişindeki kötüleri avlıyor. Bu ikilinin arasında romantik bir şey olmasa ve etik çatışma olsa inanın daha harika olurdu. Çünkü o romantik çekim resmen insanın suratına vurulan ıslak mop gibi bir etki yaratıyor. Ben anlamadım abi, ne alaka birden birbirlerinin "sözde profillerini" çıkarmaları. Birinin direkt suratına bakınca ne kadar yakınlık aradığını ama bunu uzun süredir tatmadığını uzattığı 20 dolardan anlayabiliyor musunuz? Lan mal mısınız? Gelelim Lana'nın çok zeki bir seri katil oluşuna... Hasbinallah... Sevgili kızçeler, siz hiç ayağınıza haddinden fazla büyük bir ayakkabı giyip onunla yürümeyi denediniz mi? Diyelim ayaklarınız 36-37 numara, bu Lana hanımefendi 46 numara ayakkabı giyiyormuş. Ayakkabılarında oluşan boşluğu doldursa bile ağırlığın eşit dağılması için ve o ağırlığı bacaklarının hareketiyle kontrol etmesi gerektiğinde sizce nasıl bir hareket akışı olur? Rica ediyorum bir deneyin. Sonra "Vay canına Lana çok zeki," yorumunu yapın. Ve sakın sırtına koyduğu ağırlıktan bahsetmeyin çünkü dağılan ağırlıkla sırta alınan ağırlık aynı şey değil. Her şey fazla tesadüfi bir şekilde meydana geliyor ve nedense Lana bir nedenle işi kotarıyor. O KADAR KAMERALAR FALAN VARKEN VESSELAM. Arkadaşının sisteme sızması da ilginç, o kadar kuvvetine laf edilmeyen bir beyefendi ki arkasında siber ayak izi falan da bırakmıyor. FBI siber konuda ya benimle aynı seviyede ya da bu Jake denen herif ilah seviyesinde siber bilgiye sahip. Normal bir
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026184 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:43
Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm adlı eseri, kurak ve kıraç topraklarda herkesin imkânsız gördüğü bir idealin peşinden koşarak Islak Kaya’dan su çıkaran ve orada yeşillikler içinde bir cennet bahçesi kuran adsız bir Anadolu köylüsünün dokunaklı hikâyesini anlatır. Ancak modernleşmenin, değişen çağın ve köyden kente göçün acımasızlığıyla ana karakterin çocukları toprağı bırakıp İstanbul’a gider; onun hayatını adadığı bu kutsal sığınak, yeni nesil için sadece bir yük haline gelir. Kitabın adındaki beyhude kelimesi, dışarıdan bakanlar için ömrün nihayetinde kuruyup gidecek bir bahçeye harcanmasını simgelese de, yazar bize asıl değerin varılacak sonuçta değil, bir ideal uğruna verilen emek ve sadakatte saklı olduğunu fısıldar. Şehrin betonlaşmış hızı karşısında toprağın ve sabrın kutsallığını hatırlatan bu sıcak taşra hikâyesi, insanın doğayla ve kendi özüyle kurduğu derin, hüzünlü ve anlamlı bağı tek bir solukta yüzümüze çarpar. Beyhude Ömrüm Mustafa Kutlu
Alıntı
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
5/10
·344 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:34
Bu kitabın neden bu kadar beğenildiğini bir türlü kavrayamadım. Şimdiki zamanla yapılan anlatımda karakterleri, olayları kabullenmek ne kadar zordu. Her şey uzaktan izletiyor, hiçbir karakterin duygusuna giremiyorsun. Buna hem şimdiki zamanlı anlatım engel oluyor hem de yazar herhangi bir sahne kurmadığı için karakterin duygu dünyasına giriş yapamıyorsun. Büyük Defter bölümü tümden fiyaskoydu. Çocukların yapabileceği şiddetin boyutunu arttırdıkça inandırıcılıktan ne kadar uzaklaştığını görememiş yazar. Herhangi bir karakterin bir amacını göremediğin için ne tarafa gideceğini bilemiyorsun. Sürekli kabus görmüş, debelenip durmuş, yenice uyanmışım gibi hissediyorum. Dil mevzuna hiç girmeyelim. "Düşen kar tanelerinin ıslak sesi" gibi bir cümleyle karşılaşmak da tüy dikti. Okumamak bir eksiklik oluşturmayacak.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma