Güller Kitabı, Beşir Ayvazoğlu’nun çiçekler üzerine yazdığı naif ve ruhu besleyen bir eser. Kitaphaber Okuma Grubu sayesinde tanıştığım bu kitabı iyi ki okumuşum diyorum.
Yazar, bizleri Orta Asya bozkırlarından Osmanlı bahçelerine uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Türklerin çiçek kültürünü, İslam bahçe anlayışını ve Osmanlı bahçelerinin zamanla Batı etkisiyle geçirdiği değişimi anlatıyor. Özellikle o bölümlerde, Batı karşısındaki aşağılık kompleksinin izleri hissediliyor.
Kitapta gül, lale, nergis ve daha birçok çiçeğin kültürümüzdeki ve edebiyatımızdaki yeri oldukça etkileyici şekilde aktarılmış. Özellikle nergis çiçeğinin mitolojik anlamı dikkat çekiciydi.
Yazarın şu sözleri ise kitabın yazılış nedenini özetliyor bence:
“Çağdaş dünyanın eşya kalabalığında, kendilerine bile yer bulmakta zorlanan insanların hayatlarında çiçeğe ayırabilecekleri yer çok sınırlı.”(S.365)
Gerçekten de modern insan doğadan ve incelikten giderek uzaklaşıyor. Güller Kitabını neden mi okumalısınız, onu da Mustafa Kutlu'nun kitap hakkında yazdığı ve kitabın sonunda paylaşılan yazısından okuyalım.
" Ballıbabaların baharı müjdeledikleri şu günlerde, çiçek açmış bir erik dalı görerek içimizin ürperdiğini hissedebiliyorsak, hayatın binlere varan dağdağası arasından bize uzanan Güller Kitabı'nı okumayı ihmal etmeyelim. Kim bilir, böylece belki bir çocuk başı okşar, bir dosta gülümseyerek selam verir, hasta ziyaretine gider, mektup yazar, sadaka verir ve dua ederiz." (S. 378)