Ismail uçar

Ismail uçar
@ismail_ucar
Ölüm
Ölümün cennete tek acılan kapı olduğu üzerinde duruluyor, cennete hiç kimse sağ olarak girmemiştir deniyordu.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölmeyenlerin öldüklerini anladıkların da komşular ne diyeceklerdi acaba.
Sayfa 49 - Kırmızı kedi yayinlari·Kitabı okudu
Savaşta düşünmenin bile anlamı büyüktür derler özellikle de kumandanlarda ama filozofça değil, askerce. Peki, bu kahramanlık mesleğini icra edenler kimdir? kim olacak; Haydutlar, fahişelere kucak açanlara, yol kesenler, kana susamış katiller, saman kafalilar, dolandırıcılar ve daha nice benzeri insanlık tortosu. Aralarında sadece üstü kandil yağı kokan Filozoflari bulamazsınız.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Eğilmeden elinden düşeni yerden alamazsın . Ama kırılan birşeyse ve kırılmişsa onu çöpe atmak zorundasın yoksa tahmir edip ona bakıp hep üzülürsün ve yerine yenisini alamazsın.
Bazen insan, ne kadar kaçarsa kaçsın, sonunda kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Ben de öyle bir döneme geldim. Uzun zaman mükemmel olmaya çalıştım; doğru görünmeye, kusursuz hissetmeye, hata yapmamaya. Ama şimdi anlıyorum ki mükemmel olmaya çalışmak, aslında kendinden uzaklaşmanın başka bir biçimi. Ne kadar dikkatli olursak olalım, ne kadar plan yaparsak yapalım, geleceğimizi garanti altına alamayacağız. Hayat hiçbir zaman tamamen güvenli olmayacak. Ve biz, bunu kabul etmeye başladığımız an özgürleşeceğiz. Korkularımızın kaynağı çoğu zaman dışarıda değil, içimizdedir. Yarın ne olacak diye düşünürken, bugünü yaşamayı unuturuz. Bir savaş çıkar mı, bir felaket olur mu, sevdiğimiz biri bizi bırakır mı… Bu soruların cevabı yok. Ama belki de önemli olan, cevabı olmadan da yaşamayı öğrenmek. Artık fark ediyorum: Herkese şüpheyle bakmak insanın içini yavaş yavaş kemiriyor. Güvende olma isteği o kadar güçlü ki, sonunda güven duygusunu bile unutur hâle geliyoruz. Hiçbir zaman yüzde yüz güvende olmayacağız — ne kendi ülkemizde, ne de sığındığımız başka bir ülkede. Ama belki de asıl güven, bu belirsizliği kabullenmekte gizlidir. Uzun zamandır başkaları için yaşadım. Birinin beni sevmesi, bana değer vermesi, beni anlaması için kendimden vazgeçtiğim anlar oldu. Şimdi anlıyorum: Kendinden vazgeçtiğin her an, yaşamaktan da biraz vazgeçiyorsun. Artık birinin onayı olmadan da var olabilmeyi öğrenmek istiyorum. Evet, zor bir dönemden geçiyorum. Ne düşündüğümü, nasıl hissedeceğimi, neye inanacağımı bilmiyorum. Ama belki de bazı şeyleri anlamanın yolu tam da bu karanlık dönemlerden geçiyor. Çünkü acı da, belirsizlik de, yalnızlık da öğretmenlik yapıyor bize. Belki hiçbir sınav sonsuza kadar sürmüyor. Ve hiçbir güzellik de kalıcı değil. Ama hayat, bu geçiciliği kabullendiğinde anlam