"Aynasıza bak, sarhoş sandı beni iyi mi ?" Kendi kendine gülümsedi ve derin düşüncelere daldı.
"Gerçi öyleydim" dedi ve peşinden ekledi "Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım."
"Madem ki yükseklere kanat çırpacaksın ve madem ki kanatların en iyi malzemeden dokunmuş , üstüne en güzel renkler serpilmiş , sakın ateşe yaklaştırıp kavurayım deme onları"
"Dostlarım ve kardeşlerim, en geniş yol yoldaşınızdır."
"Peki üstad, ya çirkinlik? Hiç söz etmiyorsun bundan.
El Mustafa konuştu, kamçı darbeleri vardı sözlerinde :
Dostum kim seni konuksever olmamakla suçlayabilir, evinin önünden geçip de kapını çalmıyorsa?
Kim seni sağır ve dikkatsiz yerine koyabilir, senin anlamadığın bir dille sana sesleniyorsa?
...Bir ruhun kedi hatıraları karşısında duyduğu korkudan başka hiçbir şeye , dostum , çirkin deme !"
Uyanıkken gördüğümüz düşlerde, siz en derin benliğinizi dinlemek için sessizliğe daldığınız zaman, düşünceleriniz kar taneleri gibi , boşluklarınızın tüm seslerini beyaz bir sessizlikle örtmek için döne döne düşerler.