Mustafa İsmet Başboğa

Mustafa İsmet Başboğa
@ismetbasboga
Muhacir/Vicdan ve merhamet kutbuna hicret ediyorum.
"Kısacası (hayata dair) asıl soru şudur: Daha iyi şeyler için arzum var mı yok mu? Eğer arzum yoksa tüm çabam boşunadır. Fakat arzumdan ve isteklerimden sorumlu olmadığım için, rüzgarın dilediği yönde estiği gibi, kendimi kısmetten ziyade kaderciliğe sürülmüş bulurum." der Payot. Bir sayfa sonra "arzu gerekli midir?" sorusuna güzel bir örnekle cevap verir. "Evet, arzu gereklidir; özgür olma arzusunun olmadığı yerde, özgürlük olmayacaktır."
Sayfa 50·Kitabı okudu
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·288 syf.·
2020 114. kitabı
Jules Payot
7.7/10 · 38,5bin okunma
Modern yaşam koşullarının manevi dünyamızı sıfıra indirgeme ve zihinsel dikkat dağıtıcıları baş edilmesi zor bir düzeye çıkarma eğilimini de unutmamalı. İletişimin kolaylaşması, sık yapılan yolculuklar, dağlara veya denize gitme alışkanlığı, hepsi düşüncelerimizi dağıtıyor. Okumak için zaman bile yok. İnsanlar heyecan dolu ama aynı zamanda boş bir hayat yaşıyorlar. Günlük gazeteler, zihne verdikleri yapay heyecan, haber öğelerinin dikkati beş kıtadaki çeşitli olaylara çekmekteki mahareti, kitap okumayı birçok insan için sıkıcı bir şey haline getiriyor.
Sayfa 33·Kitabı okudu
1000Kitap
Bir seyyahla, onun çölde karşılaştığı yırtıcı hayvanları anlatan o şark masallarını kim bilmez ki. Seyyah, hayvandan kurtulmak için susuz bir kuyuya atar kendini. Orada, kuyunun dibinde bir ejderha görür. Onu yutmak için ağzını açmıştır. Yırtıcı hayvan tarafından parçalanmamak için yukarıya çıkmaya cesaret edemeyen, ama ejderha tarafından da yutulmamak için aşağıya atlayamayan bu zavallı, kuyunun duvar taşları arasında bir dalı yakalar ve ona sımsıkı tutunur. Elleri uyuşur ve az sonra, kendini her iki tarafta bekleyen felaketin kucağına düşeceğini hisseder, ama hâlâ sımsıkı yapışıp durmaktadır dala. O sırada bir beyaz, biri kara iki farenin onun tutunduğu dalın çevresinde dolaşıp dalı kemirmekte olduklarını görür. Bir kaç dakikası vardır. Dal kopacak ve o da canavarın ağzının içine düşecektir. Seyyah bunu görür ve kurtulma şansının olmadığını bilir. Ama havada debelendiği sürece, çevresine bakınmaktadır. Çalının yapraklarında bal damlaları görür. Dilini uzatıp bunu yalamaya koyulur. İşte ben de aynı, beni parçalamaya hazır olduğunu bildiğim halde, hayatın dallarına tutunuyorum ve bu azaba niye düştüğümü bir türlü aklım almıyor ve şimdiye kadar bana teselli vermiş balı emmeyi deniyorum. Ama bal bana tat vermez oldu artık; beyaz ve siyah fareler gece gündüz tutunduğum dalı kemirmekteler.
10/10
·94 syf.·
Beğendi
·
2020 113. kitabı
Lev Tolstoy
8/10 · 29,3bin okunma