On dokuzuncu yüzyıl Osmanlısı'nı ve Beyoğlu'nu dikkat çekici betimlemelerle ve duru bir akıcılıkla okuyucuya sunan Ahmet Mithat Efendi, Yeni Osmanlılar hareketindendi. Özellikle basın-yayın ve edebiyat aracılığıyla Osmanlı tebaâsına belli bir toplumsal duyarlılık aşılamayı hedefleyen Yeni Osmanlılar, özellikle Batı Avrupa'yı yakından takip ediyor, buradaki ülkelerin dillerine vâkıf oldukları gibi Fransız edebiyatı başta olmak üzere aydınlanmacı yazarların tümüyle oldukça ilgileniyorlardı. Yeni Osmanlılar'dan olan Ahmet Mithat Efendi ise yazdığı tiyatro oyunları ve romanlarıyla halka bu şekilde ulaşarak onları düşündürmeyi bilmiştir. Bu romanda on dokuzuncu yüzyıl Osmanlısı'nın İstanbulu'nu, Bâb-ı Alî kalemlerinde çalışan memurları ve İstanbul'da yaşayan çokça levantenin nasıl bir hayat geçirdiğini epey incelikli bir anlatımka okuyucuya sunuyor. Biz de on dokuzuncu yüzyıl Osmanlısı'na hassaten ilgili olduğumuz için, bu kitapta o ortamı ziyadesiyle hissedebilmek şansına eriştik. Ahmet Mithat Efendi, kendine has üslubuyla gayet özgün ve hakiki bir yazarımızdır. Bu romanda yarattığı Râkım Efendi ise Can ve Canan gibi, köle-özgür farketmeksizin tüm ince zevkli kadınların canını yakacak derecede ideal bir erkek profili çizmektedir. Ahmet Mithat, Felâtun Bey ile Râkım Efendi'yi daima kıyaslayarak Râkım Efendi'yi ön plana çıkarır.