İsrâ Ahmedoğlu

İsrâ Ahmedoğlu
@israahmedogluu
şair.
o gece — tüm yıldızlar yörüngelerinden onun bileklerine düşmeye imrenirlerken — okunurken meleklerin kaçtığı bir kıssa olarak doğmamıza müsaade eden sendin bileklerimizde biz büyüdükçe küçülecek iki yıldızla ağıtlarla tepeden tırnağa ruhumu yaktım ay yapayalnızdı o gece ve bize aldanıyordu boynunda gümüşten bir urganla dört tepenin tırnaklarında yalnızlığın ayetlerini çıplak sırtlarına kazıyan ağaçlardan birine günahlarını yükleyerek çamura düşmüş altın tozlarıydı bakışları aşkla şaşkın ve aşkla garip o gece aldandı o bakışlara, yer ve gök elbette şaştılar yıldızlar, o doğunca kulakları ardına nefesiyle peygamber çiçekleri sıkıştırınca annesi o silik siluetler karşısında insancıl bir hisle ağzımızın külünü temizleyen ve içkin bir bakışla tüm mermilerini döken bu aşkı sen bahşettin onun gözlerine geceyi öylece astın ve kalbimize sabaha varacak gücü sen verdin süren ve biten tüm risaletlerle sayıklanan tüm suskularla öyle durağandık ki serecek toprak bulamadılar, buldurmayan sendin sonunda beni onun ağzının ve kasıklarının bir parçası saydırdın aklımın ve dilimin tetiklerinden, bu ölgün duvardan beni ona muhafaza ettirdin bir an geldi gövdesi yitti, sonra ben uyumla ve uyumsuzlukla taşlandım bileklerimiz dingin yıldızlarla onun şakaklarına topaklanan sancılar oldular ve sen herkesi kendine döndürürken beni önce ona döndürdün
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ah... yüreğim ve bilincim; dişlerimle ve tırnaklarımla beslediğim fidanlarım. içimi gıdıklayan yabancı seslerin köpükleniş noktaları. bubisanat.com/posts/ruhumun-m...
Edebiyat
suretimde raks ediyor güneş ışığı*
neyim bilmem ki, bir sürgünün solmuş ve çatlak dudaklarıyım belki gömülü yatan saraylar ortasında rastgele kıvranışlarla şüphelere sokulan kendini soruların çeşmesinden akıtan kendini israf eden kuraklaşmış, niçinsiz bir avuç rü'ya için kırlangıçların bir vaadi olduğuna inananların bileklerinde, bir zincir olup sonra yaş hakka erince kendini aramak istemiş bilmem ki bir leylak gibi efsunlar fışkırtarak menkûş duvarlar arasında öylece ölmüş bir şey miyim? işte, korkularımdan tınılarla boşalan sözcüklerimi bekleyen taze bahar yanılgıları, ve ölümler ensemin kokusunu içine çeken kocaman burunlarla, gözlerimi bâvehim zihnime kayıtsız çehrelere uyandıran aksak bir geçiciliği gözüme sokup duran bu döngünün ekseninde bilmem ki durmadan gözüme sokulanı yükseklere fırlatıp duran bir şey miyim? şirin bir mezar taşına gölge olmaya çalışan buz gibi bir meşe gölgesiyim belki hâlinden bahtiyâr fakat, âmiyane acınası bakışlara maruz bir hayvan gibiyim kimi zaman yıldızlarla boy ölçüşenlere alaycı bir gülüşüm
1000Kitap
gömlek gibi iliklensem ilmin gövdesine.
1000k
İsrâ Ahmedoğlu
* yeniden raks edecek ruhlarımız ağaçların altında.