“Aptal, aptallığında ısrar ederse akıllı olur.” -Blake
GÖRMEYİ YARATAN, GÖRÜNENİ DE GÖRÜNMEYENİ DE BİR GÖREN VAR.
İnsanın en büyük tehlikelerinden biri, olduğu gibi görünememesi ve göründüğü gibi olamamasıdır. Hakikatte münafıklık, sadece iman ile inkâr arasındaki bir hâl değil; kalp ile lisanın, söz ile amelin, niyet ile hareketin birbirinden ayrılmasıdır. Bu sebeple münafıklık, insanın içinde açılan ve zamanla derinleşen bir yarıktır. İçimiz başka, dışımız başka… Dilimiz başka, kalbimiz başka… Sözümüz istikameti anlatırken kalbimiz başka sevdaların peşindeyse, burada durup tefekkür etmek gerekir. Çünkü hakikat, sadece dille söylenen değil; kalpte taşınan ve hayata aksedendir. Zikrimiz başka, fikrimiz başka… Tesbih elimizde dönerken zihnimiz gaflet vadilerinde dolaşıyorsa, zikrin nuru henüz kalbe tam mânâsıyla nüzûl etmemiş demektir. Allah’ı anmakla Allah’tan uzaklaştıran şeylerin peşinde koşmak, aynı gönülde devam eden bir mücaheleden başka bir şey değildir. Gecemiz başka, gündüzümüz başka… İnsanların arasında bir sûret, yalnızlığımızda başka bir sûret taşıyorsak, nefsimizle yeniden hesaplaşmamız gerekir. Çünkü ihlas, halk içinde de halvette de aynı kul kalabilmektir. Kuldan gizlenmek mümkündür; lakin Cenâb-ı Hakk’ın nazarından gizlenmek mümkün değildir. Yolumuz başka, adımlarımız başka… Hedefimiz Allah’ın rızası olduğunu söyleriz; fakat attığımız adımlar bizi o hedefe yaklaştırmıyorsa sözümüzle amelimiz arasında bir mesafe oluşmuştur. Bu mesafe büyüdükçe insan, kendi hakikatinden uzaklaşmaya başlar. Gayemiz başka, gayretimiz başka… Cenneti isteriz; fakat cennete götüren amellerde gevşek davranırız. Allah’ın rızasını talep ederiz; fakat nefsimizin arzularına karşı aynı azmi gösteremeyiz. İşte bu hâl, mü’minin korkması gereken bir muhasebe noktasıdır. Münafıklığın panzehiri istikamettir. Fakat istikametin ruhu ihsandır. Nitekim Hz.Ahmed-i Muhtar (sas), Cibrîl
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
🌹BUGÜN YA TEVVAB C.C ESMASINI TEFEKKÜR EDIYORUZ 🌹 بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 🌹YA TEVVAB C.C ANLAMI 🌹Ya Tevvab c.c,Tevbeleri kabul eden, Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan Adıdır Allah’ın. 🌹YA TEVVAB C.C TECELLİSİ 🥀Şüphesiz Allah’tan başka tövbeleri kabul edip, kulun günahlarını bağışlayacak kimse yoktur. 🥀Günahlarının farkında olarak bir insan ne zaman Allah’a tövbe edip ellerini açsa, Onu bağışlayıcı olarak bulacağından şüphe yoktur. 🌹Hz.peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur. 🥀“İstiğfar eden kimse günde 70 kere  de tevbesinden dönse günahta ısrar etmiş sayılmaz.” (Tirmizi, Da’avat 119, (3554); Ebu Davud, Salat 361, (1514) ) 🌹Kullarda tam tecelisi🌹 1–Kullarını tövbeye teşvik eder, 2–Günahta da olsa kulunu bağışlar, 3–Kulunun tevbesini kabul eder, 4–Tövbeyi kabulü rahmet nazarı gereğidir, tövbe eden kulun rahmet muamelesi yapar. 5–Günahlardan, tâatlere, tâatlerden daha üstün tâatlere ulaştırır, 6–Kulu tevbe ettiği takdirde günahı ne kadar büyük olursa olsun bağışlar, 7–Günah tekrarlanmış olsa da tevbe tekrarlanmışsa tevbe kabul edilir. (Lâubalilikten kaynaklanmamışsa), 8–Tevbe eden kulunu hiç günah işlememiş kılabilir, 9–Günah işleyenlerin geçmişteki hayırlarını silmez, 10–Gönüllere tövbe arzusu yerleştirir. 🌹Peygamberimiz (s.a.v.) Masum olmasına rağmen Kulluk gereği olduğu için, Ümmetine öğretmek için, Ümmetinin bağışlanması için, devamlı surette tevbe-istiğfarda bulunurdu ve günah işleyenleri tövbeye teşvik ederdi 📖“Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin! Bir de
Din İslam
"Çok güzelsin kendin için iyi olanda ısrar ve inat ettiğinde. "✨️
"Böylece eylemlerimizi, konuşmalarımızı ve davranışlarımızı bastırırız. Ancak zincir yine de alttan alta işlemeye, taleplerini dile getirmeye, iddiasını ileri sürmeye devam eder ve bu da nevrotik semptomun aracılığı ile olur. İşte bu şekilde, bastırma nevrozun ana kaynağıdır." - Jacques Lacan Lacan'ın burada vurguladığı nokta, nevrotik semptomun öznenin başarısızlığı değil, bastırılmış bir hakikatin geri dönüş biçimi olduğudur. Özne, benlik idealiyle, ahlaki talepleriyle veya Öteki'nin beklentileriyle uyuşmayan arzu ve taleplerini bilinç alanından uzaklaştırmaya çalışır. Fakat bastırılan şey ortadan kalkmaz. Freud'un ifadesiyle, bastırılan her zaman geri döner; Lacan'ın diliyle söylersek, gösteren zinciri işlemeye devam eder. Bu nedenle analizde sık karşılaşılan bir durum vardır. Analizan, bazen farkında olmadan, bazen de oldukça bilinçli bir biçimde, kendi arzusuyla ilişkili belirli talepleri analistten saklar. Bunlar çoğu zaman öznenin en fazla yatırım yaptığı ideal imgesiyle çatışan taleplerdir. Çünkü özne, arzusunun hakikatinden çok, kendisi hakkında kurduğu ideal anlatıyı korumak ister. Ancak gösteren zinciri bu sansürü kabul etmez. Söylenemeyen şey, başka yollar bulur. Eğer talep söylem içerisinde yer bulamazsa, semptom aracılığıyla konuşmaya başlar. Eğer semptom da yeterli olmazsa, acting-out biçiminde sahneye çıkar. Böylece özne, söyleyemediği şeyi eylemeye başlar. Analitik deneyimde semptomların şiddetlenmesi ya da acting-out'ların ortaya çıkması çoğu zaman bu bastırılmış talebin yeniden dolaşıma girmeye çalıştığının göstergesidir. Bu nedenle analitik çalışmanın en hassas noktalarından biri, öznenin ne söylediğini dinlemek kadar, neyi söylememekte ısrar ettiğini de duymaktır. Çünkü bazen analizanın en önemli malzemesi, anlattıkları değil,
ısrardan nefret ediyorum herhangi bir konuda ısrar edilince başıma ağrılar giriyo