Gašru: Mezopotamya ve Ugarit’in Güç Tanrısı Gašru, eski Yakın Doğu panteonlarının gölgede kalmış ama ilginç bir figürüdür. Ugarit'te Gataru adıyla anılırdı; "güçlü, kuvvetli" anlamına gelen bu sözcük, hem bir tanrı adı hem de genel bir sıfat olarak kullanılırdı. Bu yönüyle Gašru, ruhsal güç, belki yeraltının karanlığıyla, belki ölüm sonrası alemle; kimi kaynaklara göre savaş ya da bitki dünyasıyla ilişkilendirilmiş olabilir. Zamanla, Mezopotamya'daki bazı tanrılar — Lugalirra ya da Erra gibi - Gašru'ya benzer niteliklerle algılanmış; bu da Gašru'nun doğrudan bir tanrı olarak değil ama karakter olarak anlam kazandığını gösteriyor. Neo-Babylon döneminde, Opis şehrinde Gašru adına tapınaklar olduğuna dair yazılı izler bulunur; bu da onun kültünün bir dönem varlığını sürdürdüğünü düşündürür. Öte yandan, Gašru'nun adı yalnızca bağımsız bir tanrı olarak değil, pek çok tanrının epiteti (sıfatı) olarak da geçer. Örneğin, yağmur ve fırtına tanrısı Adad, çoban tanrısı Dumuzi ya da aşk ve savaş tanrıçası İştar — kimi metinlerde "gašru / güçlü" sıfatıyla nitelenir. Bu, "Gašru" nun sabit bir kimlik değil, bir nitelik, bir güç sembolü olarak görüldüğünü işaret eder. Antik dünyanın tozlu arşivlerinde dolaşırken, bazı tanrı ve tanrıçaların görkemli tapınakları ve destanlarıyla karşılaşırız. Ancak bu büyük isimlerin gölgesinde, daha az bilinen ama işlevleri itibarıyla merkezi öneme sahip figürler de bulunur. İşte Gašru, tam da böyle bir figürdür: Adı bizzat "Güç" anlamına gelen, Ugarit'in sisli kıyılarından kadim Mezopotamya'nın bereketli ovalarına kadar uzanan kültürel bir köprü. Gašru (veya Ugaritçe’deki eşdeğeri Gataru), sadece bir tanrının adı değil, aynı zamanda mutlak ilahi kudretin ve yıkıcı gücün somutlaşmış haliydi. Gašru'nun hikayesi, kültürel alışverişin ve inanç
Enkinin kızı
Muğla'nın Marmaris ilçesinde yer alan Amos Antik Kenti'nde, "Tanrıça İştar" betimlemeli olduğu değerlendirilen, aslan figürlü ve üzerinde sekiz köşeli yıldız bulunan gümüş kolye bulundu. Amos Antik Kenti'ndeki çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında destekleniyor. Kazılar, Marmaris Ticaret Odası, Marmaris Belediyesi ile Martı Otel ve Marina sponsorluğunda sürdürülüyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Gürbüzer, bu yılki kazılarda Asur tanrıçası İştar betimlemeli gümüş kolyeye rastladıklarını belirtti. Gürbüzer, "Kolyenin üzerinde tanrıça İştar'ın sembolü (atribütü), aslan figürü ve sekiz köşeli yıldız bulunuyor" dedi. İştar'ın Sümerler'de "İnanna", daha sonraki dönemlerde ise Asur'da "İştar" adıyla bilindiğini ifade eden Gürbüzer, "Yeni buluntu, Amos'un özellikle kültürel, ekonomik ve ticari açıdan önemli bir güce sahip olduğunun göstergesi olarak değerlendirildi." ifadesini kullandı. M.Ö 7. yüzyılda ticari ve askeri ilişkiler aracılığıyla Yakın Doğu'nun ileri kültür unsurlarının Akdeniz dünyasına taşınmaya başladığına dikkati çeken Doç. Dr. Gürbüzer, Amos'un da bu süreçte dönemin dünyasıyla entegre, birçok önemli uygarlık tarafından bilinen, stratejik bir liman kenti olduğunu dile getirdi. Erken dönemlere ait buluntuların kentin tarihi hakkında önemli ipuçları sunduğunu belirten Gürbüzer, Amos'un ekonomik ve kültürel açıdan kayda değer bir güce sahip olduğunu vurguladı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Etiler
Çivi Yazılı Kaynaklara Göre TÜRKÇE-ETİCE-HURRİCE ARASINDAKİ BAĞLAR Üzerinde Yeni Araştırmalar Dr. MUSTAFA SELÇUK AR Türkçe-Etice-Hurrice arasında mevcut olduğunu gördüğüm bağların ve bu bağları ihtiva eden kaynakların bir kısmını anmış ve. ileri attığım fikirlerimi bundan sonra yapılacak tetkiklerle elde edilecek vesikaların kuvvetlendireceğini belirtmiştim. Bu arada bugün elimizde bulunan ve Boğazköyde elde edilmiş olan çivi yazılı tabletlerin büyük bir kısmının üzerine, yazılmış olan yazıtlarda kullanılmış olan dilin Eti devleti zamanında bir yazı dili olarak kullanılmış olduğunu ve Eti devletinin asıl konuşma, dilinin bu yazı dili üzerine tesir yaparak izler bırakmış olduğunu söylemiş, bu konuşma dilinin yazı dili üzerindeki izlerini nelerin teşkil ettiğini de izah etmiştim. Şimdi gerek bu noktaların ve gerekse Türkçe ile "Hurrice arasındaki bağların izahlarını daha, ziyade kuvvetlendirecek olan ve yeni araştırmalarımda elde ettiğim neticeleri burada ele almak istiyorum. Bundan sonraki, araştırmalarımda da fikrimi teyit eden misal ve delilleri buldukça onları da yavaş yavaş yayınlamak emelindeyim. a) Mevcut vesikalara göre Eti devletinin konuşma dilinin Türkçe olduğunu ve bu konuşma dilinin Eti hakanlarının icraatlarını yazdırmak için kullanmış oldukları yazı dili üzerine tesir ederek izler bıraktığını kabul ediyoruz. Bu izlerden biri, isimlerin "-in„ hallerinin teşkilinde kendini göstermektedir. Nasıl ki,.bugünkü Türkçemizde, isimlerin "-in„ hallerini teşkil etmek için kullandığımız ismin sonuna bîr "-in„ eki getirmekte isek aynı hali Etilerin yazı dillerinde teşkil etmek için de gene o ismin sonuna ''-an;, ekinin getirilmekte olduğunu görmekteyiz. Türkçemizdeki bu ''-in„ eki isimlerin gerek çoğul gerekse tekil hallerinde daima aynı kalır, hiç değişmez. Aynı
Antik Babil şehrinin kalıntılarından çıkarılarak Berlin'deki Bergama Müzesi'nde yeniden inşa edilen İştar Kapısı, MÖ 575 yılında, günümüz Irak sınırlarında yer alan Babil şehrinin sekizinci kapısı ve şehre ana giriş olan İştar Kapısı’nın rekonstrüksiyonu. Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde sergileniyor. Adını Babil’in aşk, doğurganlık ve savaş tanrıçası İştar’dan almış olsa da, İştar aslında kapıyla ilişkilendirilen tanrılardan sadece biri. İştar Kapısı, Babil tanrıçası İştar’a adandığı için bu ismi almıştı, ancak Nebukadnezar çeşitli hayvan temsilleriyle diğer Babil tanrılarına saygı göstermişti. Kapıda temsil edilen hayvanlar genç boğalar (Avrupa yaban öküzü), aslanlar ve ejderhalardı (sirrush). Bu hayvanlar belirli tanrıların sembolik temsilleriydi: aslanlar genellikle İştar’la, boğalar Adad’la ve ejderhalar Marduk’la ilişkilendiriliyordu. Kapının ön tarafı, dönüşümlü olarak ejderha ve boğa sıralarının yer aldığı sırlı tuğlalarla süslenmişti. Canavarlar sarı ve kahverengi çinilerle döşenirken, onları çevreleyen tuğlalar mavi renkteydi. Mavi çinilerin lapis lazuli’den olduğu düşünülüyor, ancak bu varsayımla ilgili bazı tartışmalar var. İştar Kapısı’nın yüksekliği 11,5 metreden fazlaydı.
Tomris
Hakka tapan haksız Kaç saat uğraştın be imansız Gözleri perdelenmiş arzularıyla Kabullenmez yansımadaki farz-ı mahlukuyla Gir içeri çık duadan be fail-i mechul insan Dilim yerin dibinde Sende sevmezsin söyleşimi belki de Hak hukuk değil dengide Sıksın suyunu dünya Alsın ahımı bir rûya Dönmez devran buradan geri amâ Gün vahşet dil dehşet şuuru buhardan bir kasvet Kaygan bir köpük akar damla damla yere bulanık bir gerçek zihninde tekrar edecek Ey farkındalık beş durak ayân Yaz gözünle beyân Venüs Ak deli Al belli Kimse sevmesin seni Ne semud Ne Talmud Ne de Lut Dili kirletemez sen gibi ey put
Kerkûk li benda we ye heval (Ayten Amed)
Jinek nû serhildide Hin caran navê vê jinê Îştar Hin caran Star û Stêrke Lê îro Arîn û Kobanê ye Navê jina serhildêr.
Alıntı