Küçük İstavrit, yiyecek bir şey sanıp, hızla atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu dudağında. Gümbür gümbür, oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti: Denizlerin üstünü. Neye benzerdi, acaba gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak. Bir yanda ölüm korkusu... “Dudağı yarıklar" denir ya, şanslıdır onlar. Hani görüp de gökyüzünü, insanı... Oltadan son anda kurtulanlar. Ne fayda, balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu. Küçük İstavrit, anladı yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa şimdi yüzerken, küçük yeşil leğende, Cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci. İnsanlar gelip geçtiler önünden. Bir kedi yalanarak baktı gözünün içine. Yavaşça karardı dünya. Başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi. Beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu... İşte tam o anda, eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarında. Bir öpücük kondurdum başına. İki damla gözyaşından ibaret Sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öyle bakakaldı. Sonra sevinçle dibe daldı.
"Paçoz, kendi çıkarları için her yolu mübah sayan, küstah, peş para etmez, sokak kurnazı, zevzek, müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtensiz, pespaye, nekes, terbiyesiz, aşağılık, ahlaksız, kalleş. Dostoyevski ‘Puşlost’ (Poshlost) der. Topluma musallat olan, iblis ayarlı, paçozluktur, Puşlost. İşte kitap paçozluğun hikayesi. Puşlost tüm bu kavramları içinde toplayan tanımlama. Bizde de Ömer Seyfettin’in Efruz Bey tiplemesi, Nesin’in Zübük’ü kısmen buna yakındır. Ama benim ele aldığım paçozluk süreci Puşlost’a daha yakın ve korkum o ki, bu iblis Türkiye’ye yerleşmektedir. Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı, cinsiyeti, ırkı yoktur ve giderek Türkiye’ye yerleşiyor." Alev Alatlı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Memleket Üzerine
Memleket ne dünyaya gözümüzü açtığımız ne de yaşamaya çalıştığımız o yerdir. Memleket ne ana yurdumuz, ne baba ocağımız, ne de içinde yetim gibi yaşadığımız o yaban şehirdir. Uzun yıllar tek başına, ailesinden uzakta yaşamış olanlar, ait olmamanın ne demek olduğunu çok iyi bilir. Ailemizin şehrine gittiğimizde, her yanını bildiğimiz o şehirde hissettiğimiz ve bizi saran yabancılık duygusu nasıl tarif edilir? Bir zamanlar bir olduğumuzla el olmak gibi; her yanını bildiğimizle bir daha birbirimizin olmayacağını bilmek gibi biraz da suçluluk belki. Yaşadığımız şehre döndüğümüzde hissettiğimiz huzur, oraya alışmış olmamızdandır, düzenimizdendir. İkisinde de sevdiklerimiz vardır; mutluluğu da huzuru da, mutsuzluğu da derdi de buluruz. İnsani şeylerin hepsi vardır içlerinde ama ait değilizdir; ayaklarımız yere değmez, aldığımız nefes bizim değilmiş gibidir; her an gidecek bir misafirmişiz gibi hissederiz. Bazen orası tam ama sen ait değilmişsin gibi gelir. Bazen fazlaymışsın, o şehir seni kusuyormuş gibi; bazen kalabalığın içinde kendimizi küçük bir zerre gibi hissederiz. Bazen de büyüğüzdür, sanki o şehre sığamıyormuşuz gibi. Yurdumuz, ülkemiz, vatanımız bellidir ama asıl memleketimiz neresidir? Anladım ki memleket dediğimiz, sevdiğimizin yanıdır. Metropol, küçük şehir, kasaba ya da dağ başındaki küçük bir köy fark etmez. Hepsinin kendine göre zorlukları vardır ama aidiyet hissinin yarattığı boşlukla yaşamayı başarmış olanlar, bu zorluklara da göğüs gerebilirler. Onlar evin dört duvar olmadığını, evin içinde birlikte yaşadıklarımız olduğunu bilirler. İşte şehirler de evler gibidir. Memleket dediğimiz, sevdiğimizin yanıdır. İnsan ilişkilerinde bağ kurabiliriz ama ait olma hissini yaşayamayız. Sevdiğimiz kişiyle sevmek, sevilmek, birlikte mutlu ve huzurlu olmak değil;
Duygu ve Düşünce
Görmeden sevilirmi? -seviliyor işte... "Kâinatta hiçbir fani Hz.muhammed(s.a.v) kadar sevilmedi,sevilmeyecek" Hayırlı huzurlu geceler. 🤍
Din İslam
İşte bir insan evine döndüğünde, kendi odasına girdiğinde nasıl büyük bir huzur ve mutluluk hissederse; Yüce Allah'ın adı senin kalbinde anılınca, kalbin de kendi asıl sahibini, ev sahibini ağırladığı için öyle büyük bir neşeyle, ferahlıkla doluyor.
İşte ben hep böyle garip mahzun, Bir şey beklermişçesine yaşıyorum. Bazan öyle günlerim oluyor ki, Elâgözlüm, Ne oldu, nasıl bitti şaşıyorum.. Bazı bilmem, gün nasıl başladığında, Kayıp kayıp gidiyor dünya bıkkın bakışlarımdan. Yaşıyorum, yaşıyorum da bitmiyor, Bir tutam sakız oluyor ağzımda zaman.. Turgut Uyar~ Ölüme Dair Konuşmalar 5
Şiir