Kesinlikle..... :D
Üslup çok önemli. Birine "odun" demek var, bir de "Gözleri aşka gülen taze söğüt dalısın" demek var. Özünde ikisi de aynı kereste ama işte şair ruhlu olmak başka!
Duygu ve Düşünce
Bir şiir olarak sıyrıl kalabalıktan
Sen saadeti o görkemli hayallerinde arıyorsun ya, arama… Bırak dünya bir yerlere usulca aksın. AVM’lerin ve şık görünen vitrinlerin bizim kalbimizde işi ne? Bir kedi uyuyorsa otur yanına, uykusuna kıvrıl. Seni var etmeyecek maaş bordrosuna bakıp tebessüm etmek… Sokağın karanlık yerinden aydınlığa bakabildiğin bu dar yapılarda kendin olmanın nimetini yaşa. Bir şair olarak sıyrıl onlardan. Bir yazar, bir üst bilinç, bir merhamet gönüllüsü… Ne fark eder ismi… Ben bugün yaşlı bir adamın, eşine aldığı bir demet gülü, yoldan geçen engelli ve siyahi bir adama verdiğini gördüm. Ne diyordu? İşte, bakmanın görmek olduğu -şiir olduğu o andaydık. Gördün mü? Bak, sıyrıldım kalabalıktan… Vapur seyir hâlindeyken Kafkas bir kadının lezginka yaparak martılara eşlik ettiğini gördüm. Gördün mü? Sıyrıldım bu dar yapılardan. Sen kendini başarmış sayıyorsun; bu kadar emin olma, efendim. Geçmişin intikam hançerleri bırakmıyorsa yakanı, bırak o gülü de sök yakandan. İnsana hata yapma imkânı veren Allah ve affa layık olamasak da affa layık olmayı dileyen bizler… Sıyrıldım bu kalabalıktan. İmkânsız gördüğümüz bu aydınlık sabahlar, inan, zor değil. Bize de hüzün gömleği iliştirilmiş, ne yapalım? Şiir var neyse ki, neyse ki mahşer var, neyse ki bir kez olsun kendimizi ifade edeceğimiz bu satırlar var. Bir şiir olarak sıyrıldım bu dar yapılardan, kalabalıklardan, yalnızlıklardan; sıyrıldım maddiyatın karanlık sokağından. Bir çocuğun tebessümü kadar aydınlık bir geleceğe inancım var. Diyeceğim şu ki, efendim: Nasılsın?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Güzelliğin sesi kısıktır,” diyor Nietzsche. Haklı. Bugün dünyayı dolduran onca gürültü arasında, güzelliğin fısıltısını duyabilene aşk olsun. Öyle kolay değil; sabırla beklemek, bir çiçeği büyütmek, toprakla hemhal olmak ya da bir çileyi sessizce taşımak... Ama işte, güzelliğin kısık sesi o sessizlikte yankılanır. Sessizce çabalayanlara selam olsun. Adım adım yürüyüp asla vazgeçmeyenlere, karınca misali kendi hikâyesini yazanlara… Her sabah aynı yoldan işe giderken zihninde farklı dünyalar yaratanlara, kahvesini soğutma pahasına pencere önündeki sardunyayı güneşe çevirenlere, tüm telaş arasında bir sokak hayvanını beslemek için durup ceketinin cebinde mama taşıyanlara… Selam olsun.
Allah Teâlâ’dan Başkasına Nida Etmenin Kısımlarının Açıklanması ​Bil ki! Allah Teâlâ’dan başkasına yapılan nida (sesleniş) beş kısımdır: ​ Bir peygambere veya ondan başkasına keşif yoluyla (manevi bir müşahede ile) seslenmek; bu caizdir. ​ Meleklerin, o selamı kendisine ulaştıracağına inanarak, özellikle salat ve selam lafızlarıyla nida etmek; bu caizdir. ​"Allah Teâlâ’nın bu seslenişi ona ulaştırması mümkündür" şeklindeki bir zan üzerine seslenmek; bu durum şirk şüphesi/vehmi uyandırır. ​ Kişinin, ona duyduğu aşırı aşk ve sevgiden ötürü, onu karşısında hazır ve kendisine hitap edilen bir konumda varsayarak (gıyabında) seslenmesi; bu, şirk şüphesi uyandırmaz, bilakis (edebiyatta ve gelenekte) bilinen ve uygulanan bir durumdur. ​Seslenilen varlığın gaybı bildiği veya her şeyi kuşatan (küllî) bir ilme sahip olduğu inancıyla nida etmek; işte bu, apaçık bir şirktir. Şirk ve bidat ehlinin adetlerinden/sembollerinden kaçınmak vaciptir. Çünkü her şeyi kuşatan (küllî), kendinden olan (zatî) ve mutlak daimi olan ilim, yalnızca Allah Teâlâ’ya mahsustur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez." (En'âm, 59). ​İmam Buhârî (r.h.) de senediyle Hz. Peygamber’in {s.a.v.}) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez: 'Şüphesiz kıyamet saatinin bilgisi Allah katındadır. Yağmuru O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiçbir kimse hangi toprakta öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.' (Lokmân, 34)"
Bir bilsem seni...
Yazardım hece hece... Mısralarımda büyürdün, Satır aralarında nefes alırdın. Belki de bütün şiirlerim sana çıkardı. Kalemim başka isim bilmez, Kâğıtlarım başka hikâye taşımazdı. Ve gün gelir de okusalardı yazdıklarımı, Bir sevdayı değil, bir ömrü anlattığımı anlarlardı. Bazı insanların sevildiğini, bazılarının unutulduğunu, Ama bazılarının vardır ki, bir kez yüreğe düştü mü, ömür boyu şiir olduğunu anlatırdım... İşte sen... öyle bir şiir olurdun... Ne son kıtası yazılabilen, Ne de son noktası konulabilen. Ben sustukça büyüyen, yazdıkça çoğalan, ve her satırda yeniden doğan... SARYA
Alıntı
'birilerinin başkaları için yazdığı, senin kendine yorduğun sözlerdir.. sonra özlüyorsun işte.. onunla çok şey yaşamış da olsan, henüz neredeyse hiçbir şey yaşamamış da olsan, bir gün önce de görsen, hiç görmemiş de olsan, çörekleniyor içine o melun his.. tarifi zor..'