sessiz oturabilir miyiz seninle?
aramızda yaprakların hışırtısından,
ve ceylanların hayata çıkışından
başka bir ses olmadan.
beni sessiz de sevebilir misin?
yağmur almış toprağı
ve üşüyen kainatı dinlerken,
araya dünya sözleri karışmadan.
biliyor musun çekirgelerin,
unutulmuş ülkelerin,
kahrından kuruyan nehirlerin
diliyle konuşabilirim seninle
duyabilirim seni hiç konuşmadan.
kalbinin atışlarını duyabilirim
içinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu
ve dudağın en uzak sokağında
biriken dilini hayatın
sökebilirim, öğrenebilirim
sözcükler bağırtılar klaksonlar
ona karışmadan.
ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle
tırmanırım kalbinin tepesine ve işte,
zakkumların diliyle konuşabilirim seninle.
rüzgarın ve acının bildiği dilde
acelesiz, hiç yarışmadan,
sessiz oturabilir miyiz seninle?
İnsan insana bağlı ve bağımlı, insan Allah’a bağımlı. Sevgi ve dikkatle tefekkür ettiğinde açılır o derdin kapısı sana, çiçekler o zaman kokar, gökyüzü o zaman içine dolar. İşte o zaman, nereye gidersen seni aşk taşır oraya.
İnalalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına
Ve bu benim işte
Yapayalnız bir kadın
Kıyısında soğuk mevsimin
Anlamanın başında
Dünyanın kirli varlığını
Ve gökyüzünün basit hüznünü
Ve bu ellerin zayıflığını...
Üşüyorum
Üşüyorum ve sanırım
Bir daha asla ısınmayacağım.
Üşüyorum ve biliyorum
Bir şey kalmayacak geriye yaban gelinciğinin
rüyalarından
Birkaç damla kandan başka.
Ay güle, ay denize, ay yola... düşer gibi. Sevmeyi yalnızca sevmek sanan ey kendine ceza kalp. Neden iyi zamanları hatırlar insan? İnanmak ister yeniden boyun eğdirdiğine? Aşk ötekinde hayata dönmüşken.