Delikanlı iken gençlik güçlerini içinde saklamış, hayatta erkenden anlamıştı ki insanın neşesi de, kudreti de bu taze kalan güçlerden doğar. Ruh bu gençlik kuvvetleriyle beslen dikçe hayatın karşısında gevşemez, gemisini her rüzgârda yürütür, hayatı bir yük olarak değil, bir vazife olarak görür. Ştolts insan kalbinin esrarlı kanunlarını derin bir merakla anlamaya çalışırdı. Yaşlanıp etrafa bakmaya başladığı za man kendiliğinden ya da bilinçli olarak güzelliğin hayal gü cü üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu, izlenimlerin nasıl duy gu haline geldiğini, duyguların nasıl başlayıp nasıl geliştiğini görmüş, aşkın dünyayı Arkhimedes'in manivelası gibi oynat tığına inanmaya başlamıştı. Anlamıştı ki aşk, geniş, inkâr edilmez bir iyilik ve doğruluk kaynağı olduğu kadar, aşırılık ya da yanlış anlama halinde çirkinliklerin, sahteliklerin de kaynağıdır. İyi tarafı hangisi, kötü tarafı hangisi idi? İki ta raf birbirinden nerede ayrılıyordu