"Sonunda, artık dayanamaz hale gelince," dedi Odysseus, "uyuyakalmışım. Torbayı elimden aldıklarını hissetmedim. Beni uyandıran, rüzgârların uluması oldu. Torbadan kıvrıla kıvrıla çıkmışlardı, bizi hiç yol almamışçasına gerilere ittiler. Her fersahı kaybettik. Ölmüş arkadaşları için yas tuttuğumu düşünüyorlar, tutuyorum da. Ama bazen onları öldürmemek için kendimi zor tuttuğum da oluyor. Yüzlerinde kırışıklar var ama hiç akılları yok. Bir erkeğin ayaklarını yere sağlam basmasını sağlayan şeyleri yapmalarına fırsat kalmadan savaşa götürdüm onları. Yola çıktıklarında evli değillerdi. Çocukları yoktu. Hasadın cılızlığı yüzünden kilerlerinin kıyısını köşesini kazımak zorunda oldukları seneler geçirmediler, tasarruf etmeyi öğrenebilecekleri bereketli yılları da olmadı. Anneleriyle babalarının yaşlanıp elden ayaktan düşmesini seyretmediler. Öldüklerini görmediler. Korkarım ki yalnızca gençliklerini değil, yaşlılıklarını da çaldım onlardan."