Katılamadığım bi toplantıda bi kaç durumda, her seferinde ‘Damla hoca halleder’ sözüyle birlikte öğretmen arkadaşımın “ya bu Damla hoca İsviçre çakısı mı her şeyi o hallediliyor?” diyerek halledilmesi gereken her şeyi kendine yüklemesi… Teşekkürler hocam ilk defa ben halletmedim 😊
Bazı yazarlar neden boykot edilmeli?
📍İsrail Devleti'nin kurucu ideolojisi s*yonizm, siyasetten önce edebiyatta doğdu. 📍Theodor Herzl, 1897'de İsviçre'nin Basel şehrinde Birinci S*yonist Kongre'yi topladı ama s*yonist düşüncenin kökleri İngiliz, Fransız, Alman ve Rus edebiyatlarında en az bir asır öncesine uzanıyor. 📍"S*yonist kültür ve edebiyat olmasaydı, onları güçlendiren siyasi s*yonizm ve Hristiyan s*yonistler olmasaydı, belki de 14 Mayıs 1948'de İ*rail'in kuruluşunu görmeyecektik." 📍Y*hudi halkının tarihsel serüveni, S*yonist yazarlar tarafından ilerideki devlete hazırlık olarak kurgulandı; yaşanmış her olumlu ya da olumsuz olay, adeta bu devletin inşasında kullanılan birer tuğla gibi metinlere taşındı. 📍Bazı metinlerde Filistin halkı hayvan gibi tasvir ediliyor. 📍Modern İbranice'nin doğuşu da edebi projeydi. 📍Sadece Y*hudiler değil, Hristiyan s*yonistler de eserler kaleme aldı. Kaynak: aa.com.tr/tr/ayrimcilikha...
Filistin
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bizim yetkililerden biri İsviçre'nin Lozan kentinde dolaşırken, Denizcilik Bakanlığı önünde durup İsviçreli meslektaşına, -Yahu, demiş, sizde deniz yok, ama bakanlığınız var: Bunun üzerine İsviçreli bakan: -Sizde de Adalet Bakanlığı var .. Fıkra buraya kadar
Popülizmin Çatlakları: Küresel Kriz Kıskacında Şirket Devlet Mantığı ve Amerikan Sağının İdeolojik Dönüşümü Modern küresel siyaset, uzun süredir kitleleri peşinden sürükleyen hamasi söylemler ile arka kapılarda yürütülen soğuk ekonomik rasyonalite arasındaki en keskin yırtılmayı yaşamaktadır. Bu yarılmanın merkezinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın iç piyasaya yönelik saldırgan popülizmi, yaklaşan ara seçimlerin yarattığı koltuk korkusu ve Silikon Vadisi sermayesinin devlet aygıtını içeriden dönüştürme arzusu yer almaktadır. Bir tarafta kitleleri manipüle eden bir emlakçı refleksi, diğer tarafta ise toplumsal sözleşmeyi tamamen yırtıp atmayı hedefleyen teknokratik bir akıl bulunmaktadır. Sahada darmadağın olan küresel realitenin retorikle kurtarılmaya çalışıldığı bu süreç, müttefiklik ilişkilerinin sıfırlandığı ve diplomatik kurbanların seçildiği yeni bir hayatta kalma tüneline işaret etmektedir. Bu sıkışmışlığın ilk ve en gürültülü yansıması, uluslararası ittifakların zemininde kendisini göstermektedir. Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi hedef alan ve bir fotoğraf talebi üzerinden şekillenen hırçın polemiği, sıradan bir liderler atışması değildir. Bu kavga, Avrupa sağının küresel sistem içindeki konumu ile müttefikleri maliyet odaklı gören Amerikan izolasyonizmi arasındaki derin jeopolitik çatlağı ele vermektedir. Meloni, Avrupa’da milliyetçi bir çizgiyi temsil etmesine rağmen, geleneksel ittifak yapısına sadık kalarak müttefikleri satan bu pervasız çizgiye direnmektedir. Trump ise bu kurumsal direnişi kişiselleştirerek müttefiklerini birer ortak değil, fotoğraf dilenen asalaklar olarak kurgulamaktadır. Bu üstenci dil karşısında İtalya Dışişleri Bakanının resmi ziyaretini iptal etmesi, Avrupa’nın artık bu şantajcı üsluba karşı açıkça
Siyaset
Vance’in İsviçre müzakereleri için "en erken yarın" demesi ve Katar ile Pakistanlı yetkilileri beklemesi, Trump yönetiminin sahadaki petrol ve Hürmüz krizini durdurmak için ne kadar zamanla yarıştığını gösteriyor. Trump kameralar önünde "İran 60 gün içinde anlaşmazsa fena yaparız" diye ültimatom verirken, Vance arkada anlaşmayı hemen yarın başlatmak için İsviçre'ye koşuyor. Çünkü 17 Haziran’da imzalanan o 14 maddelik mutabakat zaptı (MOU) çok taze, kırılgan ve sahada patlamak üzere. Trump, temmuzda Ankara’daki NATO Zirvesi’ne eli boş ve petrol fiyatları fırlamış bir şekilde gitmekten ölesiye korkuyor. Vance’in "Hürmüz’den son 24 saatte 16 milyon varil petrol geçti, kapatıldığına dair kanıt görmüyoruz" savunması, küresel piyasaları sakinleştirmek için yapılmış muazzam bir "algı yönetimi" operasyonudur. Trump daha yeni Truth Social’da "60 günlük ateşkes boyunca Hürmüz’de geçiş ücreti (toll) alınmayacak" diye tweet attı. Demek ki perde arkasında bir "ücret/haraç" krizi ya da Boğaz'ın fiilen kilitlenme riski zaten var. Vance, eski bir deniz piyadesi ve izolasyonist (içe kapanmacı) kanadın temsilcisi olarak bu savaşı en başından beri istemiyordu. Şimdi Fox News’ta "Trafik akıyor" diyerek hem ABD borsalarını korumaya çalışıyor hem de sigorta şirketlerinin ve tankerlerin bölgeden kaçmasını engellemeye çalışıyor. Vance’in "İsrail hükümeti içinde bazı görüş ayrılıkları olsa da..." itirafı çok kritiktir. İsrail, Trump’ın İran ile apar topar bu ateşkes/müzakere masasına oturmasından ve bölgede ABD bütçesini korumaya çalışmasından son derece rahatsız. Sahada ateşkesi sabote edecek hamleler yapıyorlar. Vance, Netanyahu kanadından gelen bu çatlak sesleri yumuşatmak için "Trump'ın tutumu net" diyor. Ancak unuttuğu bir şey var: Washington koridorlarında Lindsey Graham gibi şahinler,
1000Kitap
17 Haziran'da büyük tantanayla duyurulan "İslamabad Mutabakatı", müttefiki İsrail’i dizginleyemeyen ABD (Trump) ile bölgedeki asimetrik kaldıraçlarını kaybetmek istemeyen İran arasında sadece 48 saat içinde unufak oldu. Trump daha dün sosyal medyada "Dünyanın gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol aksın" diye zafer çığlıkları atıyordu. Ancak küresel piyasalara pompalanan bu sahte iyimserlik, Devrim Muhafızları’nın telsizlerinden yükselen o sert kapatma anonsuyla duvara tosladı. Hürmüz’ün yeniden kilitlenmesi, küresel enerji koridorunda risk primini anında tavan yaptıracaktır. Trump'ın siyasi meşruiyetini üzerine kurduğu "Borsa rekorları ve düşük petrol" argümanı, İsrail’in Lübnan’daki ateşkes ihlali ve İran’ın bu misillemesiyle ağır bir darbe aldı. İran, New York Post'un da doğruladığı üzere, Lübnan’da kalıcı ve tam bir ateşkes sağlanmadığı sürece ABD ile İsviçre'de yapacağı barış görüşmelerini askıya aldı ve masadan kalktı. Tahran, elindeki en büyük kozu (Hürmüz Boğazı'nı) masaya sürerek Washington’a net bir mesaj veriyor: "Sen içeride 'İran'ı bitirdim, 10 sent bile vermeyeceğim' diye şov yaparken, senin şımarık müttefikin Lübnan’da bizim vekil güçlerimizi (Hizbullah'ı) vurmaya devam edemez. Eğer benimle anlaşmak istiyorsan, İsrail’i de bölgedeki kendi askeri varlığını da geri çekeceksiniz." İran’ın Hürmüz’ü kapatıp ticari gemileri açıkça hedef alacağını ilan etmesinin ardından, İsrail’in ABD üzerinden anında "100 noktayı vurduk ama bu sadece 4 askerimizin intikamıydı, saldırıları donduruyoruz" mesajı göndermesi son derece kritik bir virajdır. Netanyahu ve ekibi, Trump’ı ne kadar provoke etmek isterlerse istesinler, Hürmüz’ün kapanmasının küresel ekonomide yaratacağı sarsıntının ve Trump’ın gazabının doğrudan kendi üzerlerine kalacağını gördüler. Bu
1000Kitap