• Merhabalar kısa olabilecek incelememe hoş geldiniz.

    Arkada keman sesiyle hoş olabilir. Gerçi sadece keman yok sanırım.
    https://youtu.be/vBWCphAu8ik

    İlk önce şu Duino da nerdeymiş, Google Haritalar'ı bilgi amaçlı kullanayım dedim. Ne de göreyim minik tatlı bir kasabaymış, uydudan görünümü de çok hoş yaşamak istediğim bir yer olurdu, arkadaşıma da Duino'ya gidelim diye direttim ama sonra aklıma okulun açıldığı geldi. (Ağlama sesleri gelmiyor tabiki abartmayın.)

    Okuduğum ikinci çeviri şiir kitabı olma özelliğine sahip oldu bu kitap ve nedendir bilmem Rilke'yi kendime yakın hissettim. Ama belirteyim okumadan önce öyleydi. Çeviri şiirleri bilen bilir ana dilindeki anlam pek verilemez, ben okuyamıyorum falan der hatta birkaç arkadaşım. Ama ben tek tük çeviri şiir okumayı seviyordum yine, ilk okuduğum çeviri şiir kitabı da Illuminations kitabıydı. Pek bir şey hatırlamıyorum kitaptan ama birkaç dizesinin beynimden vurulma etkisi yaptığını hatırlıyorum.

    Neyse bu kitaba geçelim, Rilke bu kitaba 1912’de Adriyatik kıyısındaki Duino Şatosu’nda başlayıp, 1922’de Muzot’da (İsviçre) tamamlamıştır. Şato falan da deyince acaba Rilke denize bakarken de yazdı mı ya da sahil yürüyüşlerinde mi yazdı bu dizeleri diye geldi aklıma. Ama 10 yılda yazmak gerçekten üstünde düşündüğünü belirtiyor.

    10 tane ağıttan oluşuyor, birinci ağıt en iyisiydi bence. Nedeni ise:

    "Kim, bağırsam, duyardı çığlığımı melek saflarından?"

    diye başlaması sanırım. Şato'da yazdığı hissiyatı tahmin etmeye falan uğraştım hatta 10 yılda yazmış sonuçta!

    Duino sokaklarına daldım dizelerini okurken ve bir günde bitti ağıtlar, zaten bitebilecek bir kitap. İlk okuduğum Illuminations'dan farklı olarak daha yakın buldum dizeleri kendime ama yine de çeviri olmasından kaynaklı sanırım, eksik olan bir şeyler vardı ya da bir daha okumam gerekiyor bu kitabı. İleriki zamanlarda kimbilir belki tekrar okurum.

    Ağıtlar bitti, Rilke de odadan çıkıp gitti. Ve ilk sayfada yazan cümlenin aslında son sayfada yazması gerektiğini anladım. Ya da sihirli görünmez kalemle yazıyordu kimbilir!

    "HER ŞEY SONUNDA BİR KİTABA VARMAK İÇİNDİR." S. Mallarmé

    10 yılda yaşanan şeylerin hisleri vardı dizelerde ve bu 10 yılını dizelere aktarabilmişti Şair! Ne güzel!

    Incelememi okuduysanız teşekkür ederim, kendimce incelemeye çalıştım eğer bir hatam olduysa mâzur görün.

    İyi okumalar, kitapla kalın sevgili okurlar...
  • 1994'te Ruanda'da yaşanan soykırımı ele almış bir eser olan kitap aslında aralarında hiçbir sınıfsal fark olmadığı halde halkın Hutu ve Tutsi olarak ikiye bölünmesi ve yıllar sonra bu bölünmeden doğan iç savaşı konu almış (kitapta neden olduğunu anlayamadım ama bu sınıfları uzun ve kısa olarak ayırmış yazar). Romandaki karakterimiz David; Ruanda'ya "kalkınma amaçlı yardımda bulunan" İsviçre Kalkınma Teşkilatı'nda görevli bir memur. İç savaş başladığında tüm kalkınma teşkilat üyeleri tahliye edilirken sevgilisini son kez görme umudundan çok ona aslında korkak bir beyaz olmadığını kanıtlamak için son tahliye uçağına binmeyi reddetmiş ancak 100 günün sonunda yüzlerce insanın ölümüne şahit olduktan sonra kendi ülkesi de dahil olmak üzere bütün devletlerin bu vahşete seyirci kalışının en büyük tanığı olmuştur. Eğer sizin de tarihe ilginiz varsa ve tarihi, ansiklopedilerden değil de romanlardan öğrenmeye daha çok yatkınsanız okumanız gereken bir kitap :)
  • Karmaşıklığı anlamak için ne olmadığını bilmek gerekir. Bazı sistemler anlaşılmaları zor veya çetrefilli olsalar da karmaşık değillerdir. Örneğin el yapımı İsviçre saatleri anlaşılmaları zor mekanizmalar olmakla beraber karmaşık sistemlerde olduğu gibi beklenmedik davranışlar göstermezler.
    James Rickards
    Sayfa 144 - 3.Baskı Aralık 2017
  • Uzun zamandır isteyip bir türlü alamadığım kitabı alınca ve kısa olunca hemen okudum. Yine duygu dolu, iç dünya savaşlı bir kitaptı, bir solukta okudum. Ferdinand isimli ressam olan ana karakterimiz savaştan kaçıp İsviçre ye yerleşmiş. Bir gün gelen resmî bir mektupla bu konuyla ilgili tüm korkuları, düşünceleri, ikilemleri ortaya çıkıyor vee kitabımız devam ediyor. Kitapta özgürlük ana konu ve altını çizdiğim birçok cümle oldu. Severek okudum, tavsiye ederim.
  • Yaşlanmak istediğim yeri düşünüyorum. Siz olsanız nerede yaşlanmak isterdiniz ? Ve ne ile meşgul olarak ? 🤔

    Benim içimde dağ manzaralı, denize veya göle yakın olan bir lokasyon var hep. Ege veya Karadenizdeki yerler dışında Patagonya veya İsviçre-İtalya alpleri güzel alternatif olur.

    Arı yetiştiriciliği yapar, çiçek yetiştiririm. Akşamları da bir kadeh şarap veya viski ile ateş başında gitar çalmak, güzel kumaşlardan elbiseler giymek ve panama şapkası takmak isterim.
  • Ruhunu zenci bir esir gibi çıkardın pazara,
    bir orospu odası yaptın kafatasını...
    Haki ceketli ölülerin ceplerinden
    çalarak parasını
    satın aldın kendine
    İsviçre dağlarının havasını.
    Nazım Hikmet Ran
    Sayfa 160 - Yapı Kredi Yayınları