Hasibe Dal, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Servetini İsviçre'de ya da İngiltere'de saklayan bir Amerikalı milyonerle bir kasabanın sosyalist lideri arasında nitelik bakımından hiçbir fark yoktur; fark nicelikten kaynaklanır yalnızca.

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 50 - Can Yayınları, 16. Basım/ 2016)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 50 - Can Yayınları, 16. Basım/ 2016)
Ahzen, bir alıntı ekledi.
19 May 10:40 · Kitabı okuyor

Halbuki beyler, ilim adamı ender yeti­
şen bir kuştur, ona itina edilmelidir. Meselâ İsviçre’de... evet ama, İsviçre başka, onlar zengin. Canım Hindistan’da bile âlimler, hem de atom âlimleri yetişmiyor mu? Mesele, zenginlik fakirlik değil. Mesele, zihniyet meselesi.

Bir Bilim Adamının Romanı, Oğuz AtayBir Bilim Adamının Romanı, Oğuz Atay
Murat Ç, bir alıntı ekledi.
18 May 14:25 · Kitabı okuyor · Beğendi

21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi - 3;
"Yeni İsviçre tipi Medeni Kanun, yeni bir Alman Tipi Ticaret Kanunu ile desteklenmiştir ve İtalyan modeline dayanan bir Ceza Yasası yürürlüğe konulmuştur. Çağın gereksinimlerini karşılamayan, Kur'an'a dayanan Türk Anayasasını ıskartaya çıkarmaya ve bunları Batılı kanunlarla ikame etmeye yönelik büyük ve devrimci proje bugün başarılmış bulunuyor. (!)

"Arnavutluk, Trakya, Ermenistan, Filistin, Trablus, Musul, Irak. Dikkate değer bir sonuç; daha önce en yakın erkek akrabalarından destek alan evlenmemiş kadınlar ve dullar, Türk hukukunun bu özelliğinden yoksun bırakıldılar ve şimdi aynı ABD'deki benzerleri gibi iş arıyorlar."(!)

Kafasına Göre Dergisi - Sayı 20, Kolektif (Sayfa 5 - Kafasına Göre, Sayı: 20, Türkiye: Gençlik Batıya Gidiyor, 21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi)Kafasına Göre Dergisi - Sayı 20, Kolektif (Sayfa 5 - Kafasına Göre, Sayı: 20, Türkiye: Gençlik Batıya Gidiyor, 21 Şubat 1927 Tarihli Time Dergisi)

İkindi Vapuru. (sahur programımız sona ermiştir, esen kalın.)
...

Beş yaşındayım yine yüzün çeperlerimde
Kıyın bir adım kadar yüz milyon ışık yılı
Geç kalıyorum dünüme, gölgelere
Cebimde İsviçre çakısı, elim kesik
...

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK)'ın çalışmalarının sağlam kaynaklara dayandığını ve güzel analizler yaptığını daha önceki incelemelerimde de aktarmıştım. Bu çalışma, içlerinde en başarılı gördüğümdür. Yazarı olan Haluk Alkan da takip ettiğim bir stratejisttir. Bu kitapta Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'ın son 40-50 yıllık siyasi tarihi incelenmiş. Her biri uzun süre Sovyet egemenliğinde kalmış ve 1991'deki çöküşten sonra da siyasi yapıları fazla değişmeden devam etmiştir. Bugün de aynı düzen devam etmektedir. İç politikalarında son derece baskıcı olan bu liderler, zaman zaman milliyetçiliği, avrasyacılığı ve başka ideolojileri birbirine karşı kullanarak gücü ellerinde tutmuş ve bu ülkelerin ilerlemesine dolaylı yoldan engel olmuşlardır. Özellikle Özbekistan ve Türkmenistan'ın baş muhalefeti denebilecek her aydın ülkeden kovulmuştur ve bugün Türkiye, İsviçre, Amerika gibi ülkelerde yaşamak zorunda bırakılmışlardır. Aynı zamanda Rus etkisini üzerinden atamamış olan bu devletler, bu etkiyi de liderlerinin kişisel çıkarları sebebiyle aşamamaktadır. Bunları ve bahsedilen dört Türk devletinin iç ve dış politikasına dair her konuyu, çok detaylı ve net şekilde kitapta bulabilirsiniz. Şiddetle tavsiyemdir.

DeliBilge, bir alıntı ekledi.
13 May 21:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sosyalizm döneminde Lenin'in gençlere tavsiyesi, ne yapmaları gerektiği sorusuna cevabı "öğrenin, öğrenin , ve öğrenin" di. Bu her zaman zikredilir ve okul duvarlarına asılırdı. Fıkra şöyle : Marx, Engels ve Lenin'e bir eş mi yoksa metres mi tercih ettikleri sorulur. Tahmin edileceği üzere, özel meselelerde biraz muhafazakar olan Marx 'Eş!' diye cevap verir. Daha ziyade bir bon vinant olan Engels ise metresi seçer. Lenin ise herkesi şaşırtarak "İkisi birden! " der. Neden? Sert devrimci imajının ardında dekadan bir jouisseur mu vardır? Hayır - Lenin şöyle açıklar : "Böylece eşime metresime gittiğimi ve metresime de eşimle birlikte olmak zorunda olduğumu söyleyebilirim..." 'Peki sonra ne yaparsın?' "Issız bir yere gider öğrenir, öğrenir ve öğrenirim."

1914 felaketinden sonra Lenin'in yaptığı tam olarak bu değil miydi? İsviçre'de ıssız bir yere inzivaya çekilmiş ve "öğrenmiş, öğrenmiş ve öğrenmisti," Hegel mantığını okumuştu. Ve kendimizi medyatik şiddet görüntülerinin bombardımanı altında bulduğumuz günümüzde yapmamız gereken de budur. Bu şiddete neyin yol açtığını "öğrenmemiz, öğrenmemiz ve öğrenmemiz" gerekiyor.

Şiddet, Slavoj Zizek (Sayfa 19)Şiddet, Slavoj Zizek (Sayfa 19)
engin divir, Kilimanjaro'nun Karları'ı inceledi.
13 May 01:27 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Ernest Hemingway’ın “Kilimanjaro'nun Karları” isimli öykülerinden oluşan kitabını 1995 yılı Varlık Yayınlarının baskısından okudum. Kitapta kısa kısa 14 öykü bulunuyor.
- Kilimanjaro'nun karları
- İsviçre'ye övgü
- Bir günlük bekleyiş
- Yağmur altındaki kedi
- On Kızılderili
- Mr. ve Mrs. Elliot
- Mişigan taraflarında
- Kızılderililer kampı
- Bizim peder
- Köprü başındaki ihtiyar
- Yine uzanmış yatıyorum
- Kanarya
- Başka bir ülkede
- Beyaz fillere benzeyen tepeler

Bu kitaptaki öykülerin kimileri insanların çok acılar çektiği dünya savaşıyla kimi öyküleri de yaşam savaşı diyebileceğimiz kişisel küçük olayları konu edinmekte. Bu öyküler içinde ikisini daha çok beğendim. “Kilimanjaro'nun karları” ve “İsviçre'ye övgü” öyküleri öne çıkıyor.

Beni en çok etkileyen öyküsü ise "Kilimanjaro'nun karları" oldu. Mutlaka okuması gereken bir başyapıt.

Kitabın yazımı tamamlandıktan sonra,1960 yılında basılmak istense de, KGB tarafından aslı ve diğer kopyaları imha edilmiş. Fakat yazarın,sadece kendisinin bildiği iki arkadaşına birbirinden habersiz olarak saklamak için verdiği iki adet kopya ancak 1980 yılında yurt dışına çıkarılabilmiş ve ilk olarak İsviçre de basılması sağlanmıştır. Yani bu muhteşem kitap yazıldıktan ancak 20 yıl sonra, başka bir deyişle de, yazarının 1964 yılında sefalet ve baskı altında ölümünden tam 16 yıl sonra okuyucuya ulaşabilmiştir. Yazar gerçek hayatında, annesini, eşinin istememesi sonucunda Ukrayna'dan Moskova'ya getirememiş. İşgale uğrayan Ukrayna topraklarında kalan annesi Almanlar tarafından katledilmiştir. Grossman ömrünün sonuna kadar bu sebeple büyük acı çekmiş, bu durumu kitabının bir çok sayfasına yansıtarak dile getirmiş, zaten Yaşam ve Yazgı'yıda annesine adamıştır.

Cihan Şhn, bir alıntı ekledi.
07 May 16:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ruhum Filiz!
Sana Vala teyzen bu mektup kağıtlarıyla zarfları gönderdi. Zeyyat Bey İsviçre'den çocuklarına yollamış. Arkadaşlarına tatilde mektup yazarsın.
Resimleriniz pek şirin çıkmış. Bakıp bakıp öpüyorum. Yakında, yollardan kar kalkar kalkmaz gelip seni kucaklayacağım. Derslerin nasıl? Bana bilgi ver. Milyonlarca defa gözlerinden öperim cici kızım.

Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali (Sayfa 155 - YKY 14.Baskı)Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali (Sayfa 155 - YKY 14.Baskı)
mrtdgdvrn, Aldatmak'ı inceledi.
07 May 15:24 · Kitabı okudu · 8 günde · 7/10 puan

İsviçre'nin Cenevre kentinde yaşayan her şeyi ile düzenli evli,mutlu,çocuklu gazeteci olan bir kadının,içinde bulunan hayatının ve geleceğinin tek düzeliğinden sıkılması ile lisedeki hoşlandığı erkek arkadaşı ile yıllar sonra bir politikacı olarak yaptığı röportaj sonucu alevlenen duygularıyla başlayan ateşli sevişmeleri ile süren birliktelikleri,iç sorguları,hayatın anlamını arayan düşünceleri,birlikte olduğu adamın eşi ile olan didişmesi,kocasının her şeyi ile mükemmel oluşu arasındaki çıkmazları anlatan, arada İsviçre deki politik,sosyal gündelik işlerle ilgili bilgileri sıkıştıran Simyacı'dan sonra derinliği olmayan sevginin önemini vurgulayan ama bir çırpıda okunan bir kitap