"Seni seviyorum, çünkü bir düş gördüm, sonra bir krala rastladım, billuriye sattım, çölü geçtim, kabileler savaşa tutuştular ve bir simyacının oturduğu yeri öğrenmek için bir kuyunun yanına geldim. Seni seviyorum, çünkü bütün Evren sana ulaşmam için işbirliği yaptı."
"Fakat satranca oyun diyerek haksız bir kısıtlamaya sebep olmuyor muyuz? Satranç, aynı zamanda Muhammed' in tabutunun yer ve gök arasında süzüldüğü gibi bir bilim dalı, bir sanat, tüm karşıt çiftlerin eşsiz bir bağı değil mi?
Hem çok eski hem de yepyeni, düzeneği mekanik ama sadece hayal gücüyle etkili, hem geometrik sabit bir alanla sınırlı hem de bileşimleri sınırsız, hem sürekli gelişen hem verimsiz, hiç bir şeye varmayan bir düşünme, hiç bir şeyi hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi olmayan bir mimari, bununla birlikte varlığıyla bütün kitap ve yapıtlardan daha dayanıklı; bütün halklara ve bütün zamanlara ait olan tek oyun; can sıkıntısını öldürmesi, zihni açması, ruhu canlandırması için hangi tanrının onu yeryüzüne gönderdiğini kimse bilemez."