Dostum, geçmiş çağlar
Bizim için hala yedi mühürlü bir kitap,
Ve geçmiş çağların ruhu sandığınız,
O çağlarda yaşayan büyüklerin ruhudur aslında,
Geçmişi yansıtan
Kederim şimdi yabancı kulaklarda çınlıyor,
Alkışları bile yüreğimi burkuyor
Ve şarkılarımdan hoşlananlar başkaları da,
Yaşıyorlarsa hala , şaşkın gibi gezinip dururlar dünyada.
Meşhur beatles şarkısıyla yakından uzaktan bağlantısı olmayan, değişik ve yer yer de iğrenç ve itici bir 'multibl' aşk hikayesi...
Karakter yazmada başarısız bulduğum Murakami, kitabın ilk çeyreğinde karekterleri başarılı yorumlarken bir noktadan sonra kopuyor adeta. Turo denen ana karekterimizi bile tanımlamakta zorluk çektim. Kadınları saymıyorum bile. Murakamiye yöneltilen "Kadınları bir erkeğin gözüyle yorumluyor" ithamı de yanlış değil bence, zira adam gerçekte varlığo bile olmayan erkek fantasyalarını bildiğin kadınlara konuşturmuş ve de yaptırmış.
Realistik olmayan aşk sahneleriyle dolu bu kitap. İster Turo ile Naoko, ister Midori ile Turo, ya da ne istersen koy, hepsi edebi bakış açısından Watpadtaki ilginç hikayelerle yarışır. Şeyden bahsetmeyeceğim hiç, 30 yaşındaki evli kadın ile ve 13 yaşındaki kız çocuk arasımda yaşanan, 'pedofil' tanımına uyan olaylar.
Beni asıl kitaba yönelten, ve sonuna kadar devam ettiren etken, oradaki şarkı referansları... Referansların olay örgüsü ile kopuk olmasına rağmen, kitaba dair sevdiğim tek kısımları olmaları dolayısıyla epey sevdim.
Kitabı genel olarak bir zaman kaybı olarak görüyorum, bir daha Murakami kitabı da okur muyum bilmiyorum.