"Acılar nasıl gitgide ağırlaşıyorsa bütün hayat da böylece hep kötüleyerek gidiyor..." diye düşünüyordu.. Ta gerilerde, hayatının başlangıcında, aydınlık bir nokta vardı. Sonraları bu nokta karardıkça kararıyordu; hem de gittikçe artan bir hızla...
Sabah mıydı, akşam mıydı; cuma mıydı, pazar mıydı?.. Hepsi birdi bunların. Her günü bir an olsun dinlenmeyen, ıstırap veren ağrılarla, umutsuzca süren gene de henüz sönmemiş yaşama duygusuyla; yaklaşan biricik gerçekle, hep o uğursuz, korkunç ölüm ve hep aynı yalanla doluydu. Bu durumda hangi saatin, günün, haftanın sözü olurdu...