Hani bir kere senle odun taşıyorduk. Benim göğüsümde bir şey çalınıyordu da ben korkmuştum. Tencereler tıngırdıyor sanmıştım. Sen de gülmüştün bana. O çalan yüreğimmiş. Şimdi biliyorum artık.
Geçen hafta Nevin'le odun taşıyorduk yine. Sordum ona, "Senin de yüreğin çarpıyor mu?" diye. Çapıyormuş. Herkesinki çarparmış. Ama kimininki aydınlık olurmuş, kimininki karanlık. Dışarıdan hangisinin karanlık, hangisinin aydınlık olduğu nasıl anlaşılır İnci? Nevin'e sordum: "Dünyanın en zor işidir onu birbirinden ayırmak," dedi.
Hayatın bir felaketten sonra daima bir saadet verdiğini, o güzel darbımeselin (atasözü) söylediği gibi, ayın on beşi karanlıksa, on beşinin mutlaka aydınlık olacağını bilmiyor değildim.