Burak Erdoğan

Burak Erdoğan
@itsburakerdogan
marmara uni
“…Ne hal bu böyle? Her tarafta kan, her tarafta ölüm, cinayet var. Her tarafı korku kasıp kavuruyor. Korkuyorum. Kan ve korku öldürüyor beni. Beni öldürüyor bu ülke, bu insanlar beni öldürüyor... Ölüyorum..."
Sayfa 290·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Burak Erdoğan

, bir kitap okudu
7/10
·248 syf.·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2023 00:00
·
2023 9. kitabı
George Orwell
7.7/10 · 8bin okunma
Ayaktakımı korkusu mantıksız bir korku. Zengin ile fakirin arasında, sanki zenciler ile beyazlar gibi iki farklı irklarmışçasına, esrarengiz, temel bir farklılık yattığı görüşüne dayanıyor. Oysa gerçekte böyle bir farklılık yok. Zengin ve fakir toplulukları sadece gelir oranlarıyla ayrışıyor, başka hiçbir şeyle değil; sıradan bir milyoner sadece yeni bir takım elbise giymiş sıradan bir bulaşıkçıdır. Yer değiştirip "o piti piti" yap, bakalım hangisi adalet hangisi hırsız? Yoksullarla eşit şartlarda bir arada bulunmuş herkes bunun gayet iyi farkındadır. Ama sorun, kültürlü, zeki insanların, tam da liberal görüşlere sahip olması beklenen insanların asla yoksulların arasına karışmaması. Zira eğitimli kesimin çoğunluğu yoksulluktan ne anlar? Villon'un şiirlerinin bendeki baskısında editör "Ne pain ne voyent qu'aux fenestres" dizesini dipnotla açıklama ihtiyacı hissetmiş; işte açlık, eğitimli insan için bu denli uzak bir tecrübe. Bu bilgisizlik gayet doğal olarak ayaktakımına karşı mantıksız bir korkuya yol açıyor. Eğitimli kişi, insanlık dışı bir sürü canlandırıyor zihninde, evini yağmalamak, kitaplarını yakmak, onu bir makineye göz kulak olma ya da bir tuvaleti süpürme işine koşmak için sadece serbest bir günü kollayan bir sürü. "Ayaktakımının serbest kalmasındansa her şey," diye düşünüyor, "her türlü adaletsizlik mubahtır." Zengin ile fakir toplulukların aslında aynı olduğunu göremediğinden "ayaktakımını serbest bırakmak" diye bir şeyin söz konusu olamayacağını fark edemiyor. Ayaktakımı, aslında şu an -zengin insanlar biçiminde- serbest ve gücünü, "şık" oteller gibi devasa can sıkıntısı çarkları kurmak için kullanıyor.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Ayaktakımı (diye iddia ediyor bu görüş) öyle aşağılık bir yaratıktır ki boş vakti kalırsa tehlike arz eder; onu düşünemeyecek kadar meşgul tutmak daha güvenlidir. Her nasılsa dürüst kalmış bir zengine, çalışma şartlarının iyileştirilmesiyle ilgili soru sorulduğunda çoğunlukla şöyle bir yanıt veriyor: "Yoksulluğun hoş bir şey olmadığını biliyoruz; hatta bize dokunmayacak kadar uzağımızda kaldığı için ne denli tatsız olduğunu düşünerek kahrolmaktan aslında zevk alıyoruz. Ama bu konuda bir şey yapmamızı beklemeyin. Siz alt sınıflar adına üzülüyoruz, tıpkı uyuz bir kediye üzüldüğümüz gibi; ama şartlarınızın düzelmesini engellemek için elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Tam da bu halinizle çok daha güvenilir olduğunuz kanaatindeyiz. Şu anki durum işimize geliyor ve sizi günde bir saat dahi fazladan özgür bırakma riskini göze almayacağız. Bu yüzden, aziz kardeşlerim, madem İtalya seyahatlerimizin masrafını çıkarabilmek için ter dökmeniz gerekiyor, dökün o terleri ve kahrolun."
Sayfa 140·Kitabı okudu
Bunlar gereksiz işlere örnekler; çünkü gharri'lere ve çekçeklere aslında gerek yok; sadece doğulular yürümeyi bayağı saydıkları için varlar. Birer lüks ve binen herkesin de pekâlâ bildiği gibi, son derece adi bir lüks. Cüzi bir kolaylık sağlıyor; insanların ve hayvanların çektikleri acıyı asla dengeleyemeyecek bir kolaylık.
Sayfa 138·Kitabı okudu