Dudaklarımda uyumakta olan kızın dudaklarından sanki bütün ruhunu,şakacı gülüşlerini,kaş çatışlarını,öfkeli hallerini,kararsızlıklarını,sonra birden duygularına sert vuran iradesini,geleceğine ait hayallerini,heyecanlarını,arkadaşlarıyla şakalaşırken yüzüne yayılan şirin gülümsemeyi,zaman zaman gördüğüm acıklı bakışlarını,beğenmediği yiyeceklere burun kıvırmasını,sükûnetini,hırslarını,bazen benliğini kaplayan melankoliyi,evdekilerle konuşurken küçük kız sesini,hayat enerjisini emiyordum. Onca zaman hayranlıkla seyrettiğim o kıvrık altdudağı,dudaklarımdaydı. Evet,hissediyordum!
“Sen bal gibi bu kıza âşık olmuşsun Ahmet!” dedi. “Bunu kabul et, rahatla. İnsanın en kötü yalanı, kendine karşı olanıdır.
“Aşkın,gözü kapalı uçurum kıyısında yürümek olduğunu bilen biri âşık olur mu hiç?”deyip sustum.