Uzun bir yolculuğun ilk durağı... Akıcı anlatımıyla daha henüz başında okuru kedine çeken Monte Cristo Kontu... Deyim yerindeyse kendinizi sayfalar arasında kaybedeceğiniz bir kitap arıyorsanız Monte Kristo Kontu tam da bu nitelikte. Aslında çok olası, bir diğer deyişle çok da farklı olmayan konusuna rağmen oldukça dikkat çekici bir içeriğe sahip. Haksızlığın ve dolayısıyla haksızlığa uğramanın sonucunda dibe vurmanın, belki de neredeyse yok olmanın eşiğinden dönmenin nasıl mümkün olduğunu bizlere anlatan bu eser, okurunu mucizelere inandırıyor.
Kitabın birinci cildinin başından sonuna aslında ana karakterin nereden, nasıl ve neler yaşayarak bir hücreye, hapishaneye düştüğünün anlatıldığı söylenebilir. Bu ciltten daha detaylı bahsetmemiz gerekirse oldukça çalışkan olan ana karakterin kıskançlık ve haset dolu kimseler tarafından yapılan eylemler neticesinde aşkından, evinden ve yurdundan edilişine tanıklık ediyoruz. Arkasından kuyusu kazılan ana karakterin, olmadık iftiralara uğraması ve bütün bunlar yetmezmiş gibi adalet arayışında da haksızlıklarla karşılaşmasının anlatıldığı bu eserde “olgu olarak adaletin bireysel çıkarlar uğruna nasıl ayaklar altına alındığı” özetleniyor diyebiliriz.
Sıfırdan yükselmek şansa mı bağlıdır yoksa kişi doğruluk, dürüstlük ve iyilikten ayrılmadığı sürece onu tüm güzellikler kendiliğinden bulur mu? Umudumuzu korumamızı sağlayan bu eserin ilk cildi, ana karakterin toplumda yükselerek intikam arzusu ile ona bunları yaşatan insanların arasına girmesi ve hayatlarına dahil olmasıyla sona eriyor. Devamı gelecek :)
—————————
Yolculuğumuzun ikinci ve son durağı… Tadı damağımda kalan o serinin son cildi… Bu yolculukta öğrendiğim çok fazla şey oldu. Kitabın da öğretmek istediği çok şey var gibiydi zaten. Ne yalan söyleyeyim bir ara okurken zorluk