Itsmorethanbooks

Itsmorethanbooks
@itsmorethanbooks
Puan vermedi·59 syf.··
2024 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2024 20:25
Karmaşa ile yalınlık aynı çizgide olabilir mi? Bu kitapta olabildiğini görüyoruz. Deyim yerindeyse diyardan diyara, oradan buraya atlayan ve anlatım bütünlüğünün olmadığı satırların kendi içindeki uyumu ve anlaşılabilirliği okuru şaşırtıyor. Ben bu kitabı dağınık ancak her aranılanın bulunabildiği bir odaya benzettim. Düzensizlik içinde düzen. Bu anlamda daha önce karşılaşmadığım bir anlatım. Kitap bir içsel muhakemeyi konu ediniyor. Düşüncelerin ve duyguların hesaplaşması diyebiliriz. Sokak sokak dolaşan ana karakterin varış noktasına nasıl eşitliğine şahitlik ediyoruz. Bunun yanında bir boş vermişlik de söz konusu. Kitaptan alıntılamış olduğum “Ne yerde ne gökteydim.” cümlesi aynı zamanda kitabın özeti niteliğinde bana kalırsa. Kısacık olay olay örgüsüne bu denli derin hesaplaşmalar nasıl sığabilmiş şaşırılacak şey. İsminin cazibesine kapılarak edinmiştim bu eseri. İyi ki de kapılmışım. Okurunu şaşırtan eserlerle karşılaşmak pek keyifli doğrusu. Keyifli okumalar dilerim.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·1552 syf.··
2024 8. kitabı
·
145 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2024 01:11
Uzun bir yolculuğun ilk durağı... Akıcı anlatımıyla daha henüz başında okuru kedine çeken Monte Cristo Kontu... Deyim yerindeyse kendinizi sayfalar arasında kaybedeceğiniz bir kitap arıyorsanız Monte Kristo Kontu tam da bu nitelikte. Aslında çok olası, bir diğer deyişle çok da farklı olmayan konusuna rağmen oldukça dikkat çekici bir içeriğe sahip. Haksızlığın ve dolayısıyla haksızlığa uğramanın sonucunda dibe vurmanın, belki de neredeyse yok olmanın eşiğinden dönmenin nasıl mümkün olduğunu bizlere anlatan bu eser, okurunu mucizelere inandırıyor. Kitabın birinci cildinin başından sonuna aslında ana karakterin nereden, nasıl ve neler yaşayarak bir hücreye, hapishaneye düştüğünün anlatıldığı söylenebilir. Bu ciltten daha detaylı bahsetmemiz gerekirse oldukça çalışkan olan ana karakterin kıskançlık ve haset dolu kimseler tarafından yapılan eylemler neticesinde aşkından, evinden ve yurdundan edilişine tanıklık ediyoruz. Arkasından kuyusu kazılan ana karakterin, olmadık iftiralara uğraması ve bütün bunlar yetmezmiş gibi adalet arayışında da haksızlıklarla karşılaşmasının anlatıldığı bu eserde “olgu olarak adaletin bireysel çıkarlar uğruna nasıl ayaklar altına alındığı” özetleniyor diyebiliriz. Sıfırdan yükselmek şansa mı bağlıdır yoksa kişi doğruluk, dürüstlük ve iyilikten ayrılmadığı sürece onu tüm güzellikler kendiliğinden bulur mu? Umudumuzu korumamızı sağlayan bu eserin ilk cildi, ana karakterin toplumda yükselerek intikam arzusu ile ona bunları yaşatan insanların arasına girmesi ve hayatlarına dahil olmasıyla sona eriyor. Devamı gelecek :) ————————— Yolculuğumuzun ikinci ve son durağı… Tadı damağımda kalan o serinin son cildi… Bu yolculukta öğrendiğim çok fazla şey oldu. Kitabın da öğretmek istediği çok şey var gibiydi zaten. Ne yalan söyleyeyim bir ara okurken zorluk
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2024 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2024 14:32
“Ben çalışmaya karşıyım.” repliğini akıllara getiren bir kitap olarak Tembellik Hakkı karşınızda. Fakat kitapta bu çalışmaya karşı olma durumu işten kaçma çerçevesinde nitelendirilmiyor. Çalışma kavramı bambaşka bir açıdan ele alınıyor. Yazar “Emeğini para karşılığında sunan bir yurttaş, kölelerin seviyesine düşer ve uzun yıllar ceza çekmesini gerektiren bir suç işler.” diyerek insan emeğine dayalı çalışma biçiminin zamandan, sağlıktan fazlaca şeyler götürebileceğini savunuyor. Bu yönüyle tartışmalı bir konuyu irdeleyen yazar, makineleşmeyi ve dolayısıyla teknolojiyi insan emeğine dayalı çalışma biçimini ortadan kaldırabilecek ve insana boş zaman yaratabilecek deyim yerindeyse bir nimet olarak değerlendiriyor. Ücrete dayalı çalışma biçiminin önce fiziksel sonra da ruhsal çöküşe sebebiyet verebileceğini savunan yazar, ilginçtir ki Marx’ın damadı. Farklı görüşlerin bir ailede yer edilebileceğini ve ileri sürülebileceğini de bizlere hatırlatan bu eser dikkatle okunduğunda tembellikten ziyade düşünmenin önemine dikkat çekiyor diyebiliriz. Keyifli okunmalar dilerim.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202013,3bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2024 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 19:06
Siz de hayır diyemeyenlerden misiniz? Hayır Diyebilme Sanatı, hayır diyemeyenlere yönelik öz farkındalığı oluşturma/artırma amacı taşıyan bir kitap olarak bu soruya karşılık geliyor. Gündelik yaşantımızda, iş hayatımızda ve hatta daha kapsayıcı bir ifadeyle hayatın hemen hemen her noktasında “kabul görememe korkusu” ile isteklerimiz dışındaki teklifleri reddedememe, hayır diyememe sorunuyla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu noktada bana kalırsa anahtar kelime “kabul görememe” olarak belirlenebilir. İnsanın sosyal bir varlık olmasındandır ki ait olduğu toplumda/toplulukta kabul görememesine, dışlanmasına dair ihtimaller onun bireysel davranışlarını şekillendiren unsurlar olarak görünüm kazanabilir. Hem her şeyin kaynağı hem de her şeyin sonucu olabilmesi açısından kabul görememe, iradeye ket vurarak eylemlerimizi hedefinden şaşırtabiliyor. İşte by kitapta hayır diyemediğimiz basit ama çoğunlukla gerçekleşen olaylar örnekler halinde okurun gözleri önüne seriliyor. Kitap ayrıca gün içerisinde yaşayabileceğimiz en muhtemel ve çoğunlukla bizlere anlamsız görünen olaylar karşısında dahi eylemlerimizin karşımızdaki kişide yaratacağı etkiyi göz önünde bulundurarak “evet” denilmesinin telafisi güç zararlar doğurabileceğini anlatıyor. Gönülsüz bir evet mi, yoksa gönüllü bir hayır mı iç huzuru korur muhakemesine yönlendiren bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 1. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 16:54
Kalbinizin en derinlerine dokunabilen kitaplar vardır. Bu kitaplar sizleri aynı zamanda bambaşka hayatlara bambaşka yüreklere taşıyabilir. Bazen bir çocuğun bazen bir ağacın bazen de bir kuşun yüreğini hissedersiniz sayfalarda. Ağacın yüreği mi olur? Olur. Kuşun hisleri mi olur? Olur. Bir çocuğun acısı mı olur? Olmamalı ancak maalesef ki olur. Sanırım hayatım boyunca beni bu denli etkileyen başka bir kitap okumamıştım. Uçurtmayı Vurmasınlar’da bir çocuğun yaralarına tanıklık ediyoruz. Şüphesiz çocuklar söz konusu olunca daha hassas daha dikkatli yaklaşıyoruz her konuya. İşte bu kitapta da aynı hassasiyet ve dikkat ile bir çocuğun yüreğinden geçenleri yaşadıklarıyla bağdaştırmaya çalışıyoruz. Ama nafile. Hangi gerekçe masum bir çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılmasını mantıklı kılabilir ki? Yetişkinlerin eylemlerinin sonuçlarına maalesef çocuklar katlanır. Bir kuşun, bir uçurtmanın, gökyüzüne bir bakışın nasıl anlamlar taşıdığını hapishanede büyümek zorunda kalan bir çocuğun gözünden anlatan bu kitap, özgürlüğün ve özgür yaşamanın anlamına da dikkat çekiyor. Uyarlaması yapılan bu kitabın filmini henüz izlememiş olmam benim açımdan büyük bir kayıp. Keyifli okumalar dilerim.
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma